DÜNYA VE KÜRESEL ISINMA GERÇEĞİNİN EN BASİTİNDEN ANLATIMI PDF Yazdır E-posta
Yaşlı dünyamız Samanyolu Galaksisindeki Yıldız Sistemlerinden Güneş sisteminde yer alan bir gezegendir.

DÜNYAMIZA AİT BAZI RAKAMSAL BİLGİLER;
·Ekvator çevresi: 40.076 km
·Kutuplar çevresi: 40.009 km
·Ekvator yarıçapı: 6378 km
·Kutuplar yarıçapı: 6357 km
·Karalar yüzölçümü: 149 milyon km2 (%29)
·Denizler yüzölçümü: 361 milyon km2 (%71)
·KYK’ de karalar %39, denizler %61
·GYK’ de ise karalar %19, denizler %81’ dir. DÜNYANIN ŞEKLİNİN SONUÇLARI ;
·Ekvatorun uzunluğu tam dairelik bir meridyenin uzunluğundan fazladır.
·Paralellerin uzunluğu kutuplara doğru azalır.
·İki meridyen arasındaki uzaklık kutuplara doğru azalır.
·Güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara doğru azalır.
·Yer şekilleri haritaya gerçeğe tam uygun olarak aktarılamaz.
·Aynı anada Dünyanın yarısı aydınlık (gündüz) yarısı karanlık (gece) olur.
·Yer çekimi kutuplara doğru artar.
·Dünyanın çizgisel dönüş hızı kutuplara doğru azalır.
·Yer çekimi kutuplara doğru artar.

DÜNYANIN HAREKETLERİ VE SONUÇLARI;
·Gece gündüz olayı birbirini takip eder .
·Güneş ışınlarının düşme açısı günün her saatine göre değişir.
·Yerel saat farkları oluşur.
·Günlük sıcaklık farkları oluşur. Buna bağlı olarak meltem rüzgarları oluşur.
·Mekanik çözülme olur.
·Sürekli rüzgarların esme yönünde sapmalar olur.
·Okyanus akıntılarında sapmalar ve halkalar olur.
·Dinamik basınç merkezleri oluşur. Yönler belirlenir. Fotosentez meydana gelir.

EKSEN EĞİKLİĞİ VE SONUÇLARI

(Ekvator düzlemi ile ekliptik arasında 23027’, yer eksenli ile ekliptik arasında 66033’ açı olması)

Dönenceler meydana gelir. Dönence: kuzey ve güney yarım kürelerde güneş ışınlarının en son dik geldiği noktalara denir.
Matematik iklim kuşakları oluşur.

Güneş ışınlarının düşme açısı yıl boyunca değişir. Güneş ışınları yıl içinde dönencelere birer kez, dönenceler arasına da ikişer kez dik açıyla düşerler. Dönenceler dışında hiçbir yere güneş ışınları dik olarak düşmez.

Dört mevsimin tek yaşandığı kuşak ılıman kuşaktır. Sebebi: güneş ışınlarının düşme açısında yıl boyunca değişikliğin fazla olmasıdır.

Aynı tarihlerde kuzey ve güney yarımkürelerde farklı mevsim yaşanması.

Gece gündüz uzunluğunun sürekli değişmesi.

Muson rüzgarlarının oluşması.

Aydınlanma dairesinin sürekli değişmesi.

Kutup bölgelerinde 24 saatten uzun gece ve gündüzlerin oluşması. Örnek: Kutup noktalarında 6 ay gündüz, 6 ay gece yaşanması.

Dönence ve matematik iklim kuşaklarının oluşmasında sadece eksen eğikliği etkilidir. Diğerlerinin oluşmasında eksen eğikliği ile birlikte yıllık hareketin de etkisi vardır.

EKSEN EĞİLİKLİĞİ OLMASAYDI; (Ekvator düzlemi ile ekliptik üst üste çakışsaydı veya yer ekseni ekliptiği dik olarak kesseydi)

·Dönenceler oluşmazdı.
·Mevsim değişmesi olmazdı.
·Güneş ışınları sadece Ekvatora dik gelirdi.
·Aydınlanma dairesi sürekli kutup noktalarına teğet geçerdi.
·Gece gündüz süreleri birbirine eşit olurdu.
·Güneşin doğu-batış konumu ve saati değişmezdi.

Bu basit bilgiler hepimizin aşina olduğu şeylerdir. Bilgileri tekrar etmenin ne zararı olur? Ayrıca çok güncel ve insan yaşamıyla çok fazla ilgili bir konuyu en anlaşılır biçimde anlatmak adına basit bir dil kullanacağımıza göre alt yapıyı da basitinden tekrar etmekten fayda umdum açıkçası.

Son zamanlarda gün değil saat geçmiyor ki Küresel Isınma kavramının geçtiği birçok haber, oturum, panel ve yazılarla karşılaşıyoruz. Çok önemli bir konu olduğunu hissetmemize rağmen bu konuya her kesimden insanımızın bilinçle ve bilgiyle yaklaşımda bulunduğunu, konunun önemini benimsediğini söyleyemiyoruz. Bence bunun nedeni; deprem ve depremsellik konularında geçmişte şahit olduğumuz entellektüel yaklaşımların bu konuda da sergileniyor olmasıdır.

Küresel ısınma kavramını basite indirip izah etmediğimizden, çoğunluğun izleyici konumunda anlatılanları sadece dinleyen ancak yorumlayamayan hale gelmiş olmasından sorunu ortaya koyup tedbir öneren ve tedbirlere uyumu bekleyenlerin ne fayda umduklarını da anlayabilmiş değilim.

Ben bu işin uzmanı değilim. Ama yaşama titiz bir insanım. Okuyup öğrendiklerimi dilimin döndüğünce basit ve yalın anlatarak paylaşmak istiyorum. Özünde ben değilse bile çocuklarımın ve onların çocuklarının sorunsuz bir dünyada yaşamaları adına benim gibi düşüneceklerin ve bu konu da bana benzeyenlerin dikkatlerini çekmek arzusundayım.

Dünyayı güneş ışınları ısıtır. Bu ışınlar birçok işe yaradıktan sonra veya bazı bölgelerde hiç kullanılmadan tekrar atmosfere geri yansıtılırlar. Bu yansıma nerdeyse %70 seviyesindedir. Yani dünyada kalmaz. Güneş ışınlarının su buharı, karbondioksit ve metan gazlarının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü ile tutulması sonucu dünyanın yeterince sıcak kalması sağlanır. Işınları tutacak bu doğal örtünün atmosferdeki yoğunluğunun artması durumunda tutulacak ışınların çok olması da doğaldır. İşte bu örtünün (sera) fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazları ile yoğunlaşması üzerine kayıt tutulan 1860’dan bu yana dünyanın 0,5 ile 0,8 derece daha fazla ısındığı görülmüştür. Bu ısınmanın özellikle son 50 yıldır insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkileri olduğu da bilim adamlarınca açıklanmıştır.

Kısaca küresel ısınma diye isimlendirilen bu sıcaklık artışı insan hayatını nasıl etkiliyor?

Dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan bu küresel ısınma dünyada en yüksek dağ zirvelerinden okyanus diplerine, ekvatordan kutuplara kadar her yerde hissediliyor.

Kutuplardaki buzullar eriyor, deniz suyu seviyesi yükseliyor, kıyı kesimlerinde toprak kayıpları artıyor. Kar örtüsü azalırken deniz seviyesi giderek yükseliyor. Bazı bölgelerde kasırgalar, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artıyor, yer yer kuraklıklar, çölleşmeler oluşuyor.

Kışın sıcaklar artıyor, bahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, kuşların göç dönemleri değişiyor. Yani ilkim sistemi bozuluyor.

Bu da bitki ve hayvan türlerinin azalmasına ya da tamamen kaybolmasına sebebiyet veriyor.

Tersini düşünürsek sera etkisi yapan doğal örtü olmasaydı ne olurdu?; eğer yeryüzü düzeyi gelen enerjiyi uzaya hiç engelsiz geri gönderebilseydi, o zaman yeryüzü soğuk ve yaşamsız bir yer, çıplak ve ıssız bir gezegen olurdu.

Görüldüğü gibi aşırı ısınma bir diğerinin baştan kabul ettiği sonuçları doğuracak en az onun kadar tehlikeli bir durumdur.

O zaman insanoğlunun vakit geçirmeden bir şeyler yapması gerekiyor. Küresel ısınmanın yıkıcı etkilerinin yavaşlatılabilmesi için tedbirler alınıp vakit geçirmeden uygulanması lazım.

Zira;
Nitrojen ve oksijenden oluşan dünyayı saran iki kalkan karbondioksit ve metan gazları sebebiyle zarar görüyor. Bir söyleme göre 2050 yılına kadar bitki ve hayvan türlerinin dörtte biri yok olacak. İnsanlar mı? Bu kadar çok karbondioksit ve metan gazı üretirlerse onlarda tabi… Aslında doğadaki bitki hayvan türlerinin yok olması ile doğadaki doğal besin zinciri kurulacağından canlı türlerinin bazılarının yok olması diğer canlıları dolayısıyla insanları da doğrudan etkileyecek.

Dünya Besin Üretimi giderek sınırlı sayıda bitki türü ve çeşidine bağımlı hale geliyor. Bu arada Balık stoklarının %47’ si tamamen tüketilmiş bile.

Karbon emen mercanlar yavaş yavaş ortadan kalkmış, doğadaki karbon zinciri kırılma noktasına gelmiş. Biriken karbon okyanus suyunun asitliğini arttırmış kalan balıkların yaşamı tehlikeye girmiş durumda.

Buzullar karlar eriyor, nehirler artık eskisi gibi beslenmiyor, yeraltı suları alarm veriyor. Böyle giderse su kıtlığı 20 yıl sonra en büyük tehlike gibi görülüyor.

Peki ne yapacağız? Elbette kahin olmaya gerek yok hiçbir şey yapmaz isek çok kısa zamanda geleceğimiz olmayacak. Bu olumsuz süreci tersine döndürebilecek bir güçte yok. Ama en azından durdurup yavaşlatabileceğimiz bu halde fert fert üzerimize düşen önemli görevler var; bunlardan bir kaçını uygulamak bile basitinden insanlık ödevimiz,keşke hepsini uygulayabilsek.

Bakın bakalım aşağıdakilerden hangisi ölmekten daha zor;

·Plastik şişeleri çöpe atın ve kesinlikle plastik yakmayın. (Plastik yandığında ortaya çıkan dioksin sera etkisi yaratan tehlikeli bir maddedir.)
·Etiketinde “ozon dostu” yazan ürünleri tercih edin.
·Aracınızdaki klimayı sadece ihtiyaç duyduğunuzda kullanın.
·Otomobilinizin hava ve yakıt filtrelerinin her zaman temiz olmasına dikkat edin. (Kirli filtreler fazla yakıt harcamaya dolayısıyla sebep olur.)
·Gerekli olmadığı zamanlarda bir saniyeliğine bile olsa ışığı kapatın. Florasan ampuller tercih edin. Gün ışığından daha fazla yaralanmaya çalışın.
·Kurşunsuz ve bio – benzin türlerini tercih edin.
·Geri dönüşümle üretilmiş bir ton kağıt, 17 ağaç, 4100 kws enerji ve yaklaşık 26.5 metreküp suyun tasarruf edilmesi demektir. Bu da hava kirliliğini yüzde 35, enerji sarfiyatını yüzde 28 oranında azaltmaktadır.
·Sigara içmeyin.

KİŞİSEL SAVAŞINIZ HAYIRLI OLSUN……..

Mehmet KÜÇÜKYUMUK
Başkan Danışmanı




Reddit!Del.icio.us!Google!Live!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!FeedMeLinks!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 
< Önceki   Sonraki >