Çağdaş Yerel Yönetimlerde Başarı PDF Yazdır E-posta
Beldede yaşayan tüm bireylerin ayrı ayrı yaş, cins, sosyal yapı, gelir düzeyi vb. her ne durumda olursa olsunlar Belediyeden çeşitli talepleri mevcuttur.
Belde sakinlerinin yaşadıkları ortamda ; can ve mal güvenliği, sağlıklı ve yaşanılabilir bir çevre, nitelikli ve kalıcı kentsel hizmetler, tarihi – kültürel ve doğal mirasın korunması, ekonomik refah gibi genel beklentileri mevcuttur.Bu beklentilerin kişiden kişiye sıralaması değişse de içerikleri aynıdır.Yerel yönetime talip olan siyasilerde bu gereksinimlere ilişkin birbirlerinden az farklı düşüncelerini seçtirmeye çabalarlar.Farklı siyasi görüşten de olsalar belde sakinleri hemen seçimlerin ardından seçmeseler de seçilen yerel yönetimlerin kendilerini temsil ettiklerini bilirler.Seçilmişlerde bu yüzden belde sakinlerinin genel beklentilerini ve belde de yaşamakta olan tüm bireyleri temsil ettiklerini kabullenmek zorundadırlar. Kültürel değerler ve ahlak ; insanların yücelttiği, uğruna mücadele ettiği yaşamlarını ve tercihlerini yönlendirdiği inanç ve ilkeler sistemini tanımlar.
Yönetimlerinde kurumsal, kültürel ve ahlaki değerleri vardır. Ülkemizde açıklık noksanlığı olduğundan yönetim kültürünün zaman zaman değil sıkça suiistimali gözlenir.O sebeple çağdaş yöneticilerden beklenen açıklık, denetlenmeye, hukuka saygıdır.
Yerel yönetim ahlaki kişilere bağlı bir vicdan sorunu değildir. Bireysel değildir. Kurumsal değerlere ve ahlak ilkelerine yani bu genel kaidelere uymak dürüstlüğe, nitelikli ve kalıcı hizmet üretmek amacına bağlılık yerel yönetim ahlakıdır.
Bu ahlaki değerler nasıl bir belde de yaşamak arzuladığının sorgulanması, yöneticilerin kimi ve neyi temsil ettiklerinin tespiti ile belirginleşir.
Yerel yönetimde başarının şartlarından birisi de gerek seçilmiş ve gerekse atanmış tüm çalışanların, yerel yönetimin temel, kurumsal ve ahlaki değerlerini kavraması, benimsemesi ve bu değerlere göre davranmasıdır.
Çağdaş Belediye Yönetimleri Halkın duyarlılığına ve taleplerine duyarsız kalamazlar.
Yönetimler ellerindeki yönetme gücünü belde halkıyla sağladıkları iyi bir iletişim ve etkileşim içerisinde olumlu kullanabilirler.
Belediyelerin vatandaşla en yakın ilişki içerisinde olduğu yerlerde vatandaşın direkt muhatabı kıdemsiz ve deneyimsiz personel olmaktadır.Bu şekilde gerçekleşen karşı karşıya gelmenin neticelerinin çağdaş ve sağlıklı olması düşünülemez. O nedenle ideal olan Belediye Başkanı ve yönetici ekibinin halkın karşısına çıkmasıdır.
Yönetimin vatandaş ile direkt ilişki içerisinde olması ile, yani halkın kendine gelmesini beklemek yerine ayağına gitmekle sağlanacak iletişim sonucu Beldeye ait olma duygusunun gelişeceği ve hemşehrilik bilincinin artacağı malumdur.
Bu tür iletişim sağlandığında önemsenip, dinlenmek durumunda bulunan vatandaş yönetime duyacağı saygı ve güven içerisinde sorunların tespitine yardımcı olacaktır.Birinci elden tespit edilen sorunların çözüm önerileri de kolayca belirlenebilecektir.
Tespit edilen muhtelif çözüm önerileri sorun ile ilgili geleceğe dönük rasyonel politikalar üretilmesine de vesile olacaktır.
Sorunların ve çözümlerin tespitinde sağlanan paylaşım, katılım vatandaşın diğer dilek ve şikayetlerinin yönetime ulaşmasını, böylece kurulan ilişkinin giderek güçlenmesini sağlayacaktır.
Yönetim; sorunların tespitinden itibaren ilişkiye girdiği vatandaşa çözümler sunarken açık olarak ve kendini denetleterek yani hesap verme sorumluluğunun gereklerini yerine getirerek sürekli ilişkinin sağlıklı bir biçimde yürütülmesi sonucunu elde edecektir.
Açık, denetlenen, hesap veren, bu anlamda eleştirilere açık, katılım ve paylaşım sağlayan yönetim yerinde hizmetler üreterek saygınlığını arttıracaktır.Güven duyulan yönetimler daha fazla motive olarak çalışacaklardır.Bundan da belde halkının refahının artması sonucu çıkabilecektir.
Belediye Belde de mevcut talepleri yerinde tespit etmek amacıyla Başkan, Bürokrat kısaca “ Yönetim Ekibiyle „ birlikte hareket etmelidir.
Yönetim Ekibinin tespit ettiği toplumsal talepleri bilimsel sonuçlar alınabilecek kadar hassas irdelemesi, program ve planlamayı da bu hassasiyet içinde yapması gerekir.
Popülizm adına gereksiz risklere girilmemeli, çözümler için çok düşünülerek fakat süratle yola çıkılmalı, iş ve işlem üretiminde denetleme mekanizması çalıştırılmalı Cezacı ille de kuralcı olmak yerine elastik ve toleranslı olunmalıdır.
Başkan ve Yönetim ekibinin Belde halkına yönelik tüm çalışmaları Belediye Yönetilenlerine açık açık anlatılmalı, zorlayıcı ve ısrar edici olmak yerine ikna edici ve özveriyi teşvik edici olunmalıdır.Zira insanlar inanmadıkları zaman üretmezler.
Belediye yönetimi sadece halkın taleplerine duyarlı olmakla yetinemez.Belediye çalışanlarının da bir takım taleplerinin bulunması doğaldır.Bu yüzden İdare personel ile de direkt temas içerisinde olmalıdır.Bilgi sadece yönetimde kalmamalı en alt birime kadar indirilmelidir.Bilgi akışı dedikodu üretimi yerine birinci elden sağlıklı bir biçimde ve periyodik olmalıdır.
Zaman zaman yapılacak yuvarlak masa toplantıları ile ve beyin fırtınası amaçlı toplantılarla bu defa yönetim içindeki sorunlar ve hatta bunların alt sorunları masaya yatırılabilmelidir.Ortak çözümler ortaya çıkarılmalı, katılım sağlanmış planlar yapılmalı, Uygulama için zaman, zemin ve kişi tespitleri birlikte yapılmalıdır.Uygulamalar kontrol edilmeli, denetlenmeli ve denetletilmelidir.
Yönetenlerine saygılı, paylaşmak ve katılmaktan dolayı morali yüksek personelin iş ve işlem üretimlerinin sonuçları mükemmele yakın olacaktır.
Çağdaş Yönetici;
bu iletişim içerisinde asla;
 Bu olmaz
 Bu uygulanmaz
 Bu denendi
 Bu harika bir fikir
cümlelerini kullanmamalıdır.
- Bireyin kendinden kaynaklanan bireysel talepleri öncelikli görerek abartmamalıdır.
- Özel çıkar ve çıkar gruplarına prim vermemelidir. Ancak hiçbir yeni fikride yaşama şansı vermeden öldürmemelidir de.
Çözümler üretilirken yönetim ;
1- Alışılagelmiş yöntemleri masaya yatırıp incelemeli, gözden geçirmeli ; Bu yöntemlerden yararlananların olumlu, olumsuz düşüncelerini dinlemelidir.
2- Bu yöntemlerden hala istifade edilebilecekse verimliliği arttırmak için kapasite dahil bir takım yöntem iyileştirmeleri ve geliştirmeleri yapma yollarını aramalıdır.
3- Yeni çağdaş yöntemlerle bağdaşmayan, iyileştirilemeyen yöntemlerden derhal vazgeçirilerek personele gerekli eğitimler verilerek denenmiş yeni yöntemleri uygulatmalıdır.
Yaratıcı ve Girişimci Yönetimler ;
- Amaçlarını belirlemiş, hedeflerini tespit etmiş olmalıdırlar.
- Değişime ve yeniliklere açık olup bu konuda esnek ve toleranslı olmalıdırlar.
- Varolanla yetinmeyerek, olabilecek ve ulaşılabileceklere kavuşmak için çalışmalıdırlar.
- Kısa dönemli ; polyatif ve popülist yaklaşımlardan uzak sonuçları,uzun dönemleri kapsayan girişimleri tercih etmelidirler.
- Hayal ürünü ve göründüğünden daha çok risk içeren fikir ve uygulamaları asla düşünmemelidirler.
Sonuçları itibariyle mutlak yarar sağlayacak iş ve işlem üretimlerinde toplumsal talepleri önemseyen, bunları ürettireceği personeli de yanına almış çağdaş Belediye yönetimi ;
- Mevcut kaynakları ve olanakları en etkin kullanmalı, gerekiyorsa hukuki ve yasal ayrıca ekonomik kaynak ve olanaklar yaratmalıdır.
- Katılım ve paylaşımı arttırmak için yalın sunuşlar yerine özendirici sunuşlarda bulunmalıdırlar.
- Bürokratik yaklaşım yerine ; gevşek ve ütopist olmayan toleranslı, elastik, çağdaş bir anlayış sergilemeli, önerdiğine, uygulattığına sahip çıkmalı ve sonuçlarından hesap verme sorumluluğunu taşımalıdır.
Yine bu çağdaş yönetim ;
- Tehdit içermeyen, dostça bir çalışma ortamı sağlayarak personelini motive etmeli,
- Görüş alışverişinde bulunma cesaretini aşılayarak, inisiyatif kullanmayı özendirmelidir.
- Yeni fikirleri desteklemeli gerekiyorsa ödüllendirebilmelidir.
- Çalışanın refahı için ortam hazırlamalı, maddi kaynaklar yaratarak ekonomik destek vermelidir.
Toparladığımızda yaratıcı ve girişimci, çağdaş Belediye Yönetimi ; Belde halkının taleplerini önemsemek yoluyla saygı ve desteğini kazanacak, yine halka anlayışlı ve sabırlı davranmak suretiyle halkın kentsel sorunlara sahip çıkmalarını sağlayacak, halkın desteği ve denetimiyle motive edilmiş, inandırılmış ve eğitilmiş personelini de kullanarak önemli projelere hayatiyet kazandıracaktır.
Başarılı yarınlar için dünyaya entegre olmak şarttır.Biz bu günü yaşayanlar için refah içerisinde mutlu yaşamak bizden sonra gelenlere giderek geliştirebilecekleri bizi yani dünü aşabilecekleri ortamları yaratmak yaşam felsefesi olmalıdır.
Muhafazakarlık kendi kurallarını zorlamaksızın sınırları genişletilebilen, geliştirilebilen bir olgu olmalıdır.
Zihinsel fırtınalardan korkmadan ve hatta karşı koymadan beynin işlevlerinden yararlanılmalıdır.Zihinsel değişim iyi ve güzel yaşamın olmazsa olmaz mantalitesidir.
Yeniye karşı koymak, yeniliğe direnmek yerine yumuşak ama mutlak geçişte zihinsel değişim esastır.
Çağdaş yaşamda zihinsel evrime uyum gösterememiş bunun değerini kavrayamamış ve dünde çakılıp kalmış antremansız ve taklitçi beyinlerin ortaya koyduğu hedefler kolay ve küçüktür.
Kapasitesiz ve günü yaşamayı kabullenmiş, gelişmeye kapalı beyinlerin ürettiği değil sadece söylediği aslında hedef bile kabul edilemeyen işaretler vizyon yaratamaz.Oysa demokratik ve insan haklarına saygılı hukuk temelleri sağlam topluluklarda yönetenlerin kendi kabul ettikleri ve uyguladıkları zihinsel değişimi yönettiklerine aşılamak, bunu geliştirmek zorunlulukları vardır.
Zihinlerde yaratılmış bu değişim alışkanlığı yönetenlerin zor ama çağdaş, emek isteyen, büyük ve asla ulaşılmaz olmayan hedefler koymalarını sağlar.İşte bu da bir vizyondur.
İyi yönetici vizyon koyar, zihinsel değişimi kanıksamış kişi ve topluluklar bu vizyonu yaşatır ve geliştirir.Vizyon farklılık, vizyon ayrıcalık gibi görünse de çağdaş yaşamda vazgeçilmez bir kavramdır.
Vizyonsuz yaşam olmaz.Öyleyse zihniyet değişimi olmadan da yaşam sadece yaşayabilmektir, yani sadece yaşamaya alışabilmek çabasıdır.Oysa insanlar yaşamak için yaratılmıştır, yaşamaya alışmak için değil.
Bu günkü genel sorunların kaynağının geçmiş başarılı uygulamalardan sapmak olduğunu düşündüğümüzde zihniyet değiştiremeyiz.Bu düşünce bizi çağdaşlıkla ilgisi olmayan, mazide kalmış, eskimiş ve köhneleşmiş uygulamaları canlandırmaya yöneltir.
Oysa doğru olan meftayı diriltmek,nostalji yaşamak, oturup geçmişi anıp anlatarak orada takılıp kalmak değil, geçmişin atılımlarını günün ve dünyanın koşullarına göre yeniden yorumlamak ve çağdaş uygarlığı yakalayacak bir yenilikçilik rüzgarını estirmektir.
Zihniyet değişimini engelleyen en büyük sorun kişinin kendi içindeki ve toplumda var olan direnci kırmaktır.Değişimin şart olduğunu algılayarak zihnimizde yeni ufuklar açmak bu direnci kırmamıza yardımcı olur ve bu direnci kırmak kolaylaşır.Zihniyet değişimi asla bir kültür değişimi değildir.Kültür devrimini içeren bir zihniyet değişikliği anlayışı iç dinamikleri de zayıflatır.Ayrıca kalkınma ve gelişme için mevcut kültürün değişmesine de gerek yoktur.Tam tersine yaşayan kültürün öğelerinden de yararlanan bir hizmet ve düşünce tarzı değişimi ilerlemeyi hem hızlandırır hem de kalıcı kılar.
Mevcut düşüncelerimizin insanı rahatlatan kanıksanmışlığı aşılmalıdır.Beynimizdeki fikir ve görüşleri silkelemeye ve dürüstçe sorgulamaya başlayabildiğimizde zihniyet değişimine start vermiş oluruz.Şimdiye dek doğru bildiklerimizin hiç olmazsa bir kısmının artık doğru olmadığını kabul etmek çok önemli bir aşamadır.
İnsan beyninde yoğun yer tutan geçmiş bilgiler ve deneyimler günün şartlarıyla uyumu yitirdiklerinde unutulmalıdırlar. Böylece yeni bilgi ve deneyimler için beynimizde yer yaratılmalıdır.Geçmiş bilgi ve deneyimlerin bir kısmını atmakta mümkün değildir.Bu ayrımı yapabilmek için değişimi bütünüyle kavrayabilmek gerekir.Değişimi bütünüyle kavramadan bir takım önlemler alarak kısa dönemde bazı şeyleri ekleyerek ve çıkarmalar yaparak değişimi gerçekleştirmek bizi eskisinden daha zor ve kötü duruma düşürebilir.Fransızların dediği gibi “ Bir şey ne kadar sık değişirse, o kadar aynı kalır.”

Zihniyet değişimi başlatmakla kavramakla sınırlı değildir.Uzun ve meşakkatli bir süreçtir.Atılacak adımlar kısa – küçük ama kararlı ve birbiriyle uyumlu olmak zorundadır.Bu süreç cesaret ve özgüven ile desteklenmiş olmalıdır.Kendine güvenmeyen ve değişim için cesaret gösteremeyen kişi ve toplumlar ille de yaşamak zorunda oldukları değişimi dış dinamiklerin diktesi ile yaşamak zorunda kalırlar.Sindirilmemiş değişim zihinde ve zihniyette olamayacağından kişi ve toplum öz değer yargılarından uzaklaştırılıp, robotlaştırıldığından bu yapay değişme bir devrim özelliği taşımaz. Zihniyet değişimi demokratik ve insan haklarına saygının bulunduğu ortamlarda gerçekleşebilir.
Yasak-günah-ayıp üçgenine sıkıştırılmış beyinlerde yenilikçilik yaşatılamaz. Farklı fikir ve düşüncelere saygı gösterilmeyen ortamlarda girişkenlik ve girişimcilik de geliştirilemez.
Kopya etmek-taklit etmek daha olumlu yaşamak için gerekli zihniyet değişimine katkı sağlamadığı gibi bizleri aşmak zorunda olduğumuz geçmişimizden daha kötü hale gelebilir.
Öyleyse demokratik-özgür ortamda çağdaş yaşama adapte olmak adına kavranılmış bilimsellikle güçlendirilmiş ama kültürel ve ahlaki değerleri de inkar etmeyen zihniyet değiştirme sürecini yaşamak zorunludur.
Demokratik ortamda yerel yönetim bütünüyle toplulukla, İnsan ile ilgilidir.
Yerel yönetimin amacı hem hizmet üretmek, hem de insani gelişmeyi ve topluluğun gelişmesini sağlamaktır.
Yerel yönetimin başarı kriterlerinin en önemli özelliği tümünün insana yönelik olması, tamamen insani boyut içermekte olduğu gerçeğidir.Bu nedenle yerel yönetimlerde başarı ;
- Aksiyona yönelik, harekete bağlı, çevreye duyarlı, sorun çözücü ve dinamik olmayı, gayretli, ısrarlı, uyumlu, tutarlı, sistemli ve özverili bir biçimde çalışmayı gerektirir;
- Halka dönük hizmet sunmayı, halkın sesine kulak vermeyi, hemşehrilere karşı saygılı ve sabırlı olmayı, bilgilendirici, yönlendirici ve halkın katılımını özendirici olmayı gerektirir.
- Yaratıcılı ve girişimciliği destekleyici ve ödüllendirici, yeniliklere açık, riske girmeyi göze alıcı, sorun çözücü, kaynak geliştirici ve deneyimi özendirici olmayı gerektirir;
- Personele yönelik, başarıyı özendirici, ödüllendirici, sahiplenici, eğitici, yol gösterici ve yönlendirici, yüreklendirici olmayı, çalışma heyecanı yaratabilmeyi, personeli sevme ve saymayı, ve güvenmeyi gerektirir ;
- Kurumsal ve ahlaki değerlere bağlı, demokratik, etkin ve verimli, halka ve hizmete dönük, personele yönelik, açık ve şeffaf, dürüst ve güvenilir olmayı gerektirir;
- Amaçlara ve hedeflere yönelik, görev anlayışına bağlı, vizyon sahibi ve geleceğe dönük olmayı, hedefler ile kaynaklar arasında ilişki kurmayı, başarının takipçisi olmayı gerektirir.
- Hem organizasyonu hem de insanları gözetmeyi, esnek, özerlik ve denetimi dengeleyici, yönetimi geliştirici, kendini yenileyici ve değişimi destekleyici olmayı gerektirir;
- Yönetimler arası ilişkileri geliştirici, siyasal istikrarı sağlayıcı, işbirliğini özendirici ve koordinasyon sağlayıcı olmayı, iletişimi özendirmeyi, etkin siyasal bağlar oluşturmayı gerektirir;
- Son olarak, kurumsal gelişmeye yönelik çalışmaları hızlandırmak ve olası engelleri kaldırmak amacıyla,yöneticilerin desteğini almayı, yeterli insan gücü ve mali kaynakların bu amaç için ayrılmasının sağlanması ve kurumsal düzenlemeler konusunda ortak bir anlayış geliştirilmesini gerektirir.

Mehmet KÜÇÜKYUMUK
Başkan Danışmanı
Halkla İlişkiler Yönetmeni
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır




Reddit!Del.icio.us!Google!Live!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!FeedMeLinks!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 
< Önceki   Sonraki >