Yerel Yönetimler ve Etki Değerlendirme Çalışmaları PDF Yazdır E-posta

YEREL YÖNETİMLER VE ETKİ DEĞERLENDİRMESİ ÇALIŞMALARI

İçinde bulunduğumuz çağın bir gereği olarak gelişen ve değişen talepleri karşılayabilmek adına yapılacak devrim niteliğindeki tüm değişimler ile düzeltme ve düzenlemelerin uygulanabilmesi topluma yararları, toplumun özgün ve etkin şartlarının da göz önünde bulundurulduğu bir takım ön çalışmaları ve bir takım analizleri gerekli kılmaktadır.

Reformların uygulanılmasında sosyolojik-ekonomik ve siyasi güçlükler yaşamamak için yapılacak etki değerlendirmelerinin düzenleyici nitelik taşıması sebebiyle hukuki zorunluluk haline getirilip, kurallarının belirlenmesi şarttır. Toplum yararı belirlenmemiş her türden yeni uygulama veya düzenlemenin sonuçlarının kalitesi kuşkuludur. Oysa biliyoruz ki yaşama, geleceğe yönelik her uygulama uygulamanın ilke ve yöntemlerinin kendi içindeki tutarlılığı oranında başarılı olabilecektir.

Bu tür değişimlerin toplum yaşantısında sosyal, ekonomik ve kültürel yaralar açmadan gerçekleşmesi gerekir. Bu anlamda yapılacak her etki değerlendirmesi kapsadığı alan ne olursa olsun kendi içinde tutarlı, yasal, kapsamlı ve uyum özellikleri taşır nitelikte olmalıdır.

Etki değerlendirme çabaları; teklif edilen veya mevcut düzenlemelerin olumlu-olumsuz etkilerinin sistematik bir değerlendirmesini sağlayan, sorun üretmek yerine sorunları azaltıcı ve çözücü, teşvik edici, ekonomik, dengeli, şeffaf, katılımcı, denetlenebilir süreç ve sonuçlar ihtiva etmelidir.

Etki değerlendirme çalışmaları ülkeden ülkeye, hatta uygulama alanlarının her birinde farklı, değişebilen sonuçlar ihtiva edebilirler. Bu sebeple etki analizleri taşıdıkları bilgilerin sağlamlığı, yanıt aradığı sorular, analiz ve sunuş yöntemi ile karar sürecinde yerleştirildiği konum sebebiyle yani gücü oranında diğer yöntem ve tarafları etkisiz kılarlar.

Genelde etki değerlendirmeleri siyasi sorumlular üzerinde bir baskı oluşturmakla birlikte, etkin karar almalarını ve halk katılımını sağladığı oranda da siyasileri rahatlatıp, başarılı kılarlar.

Etki Değerlendirmeleri teklif ve proje sırasında yapılmalıdır. İmza aşamasına gelmiş projelere etki değerlendirmesi yapmak zaman kaybından başka bir şey değildir. Bu sadece karar vericilere karşı olanlara tenkit, eleştiri ve hesap sorma kolaylığı sağlar. Bu da etki değerlendirmelerinin amaçlarından değildir.

Etki değerlendirme çalışmaları sırasında sonuç ve etkilerin belirsizliği ile adaletin sağlanması, uygulamada kolaylık ve amacın niteliğine göre özel yöntemler uygulanması gerekebilir.

Bugün dünyada her alanda giderek yaygınlaşarak uygulanan etki değerlendirmesi çalışmalarının tamamı DSÖ Sağlıklı Şehirler Projesi 4. fazında Sağlık Şehir Sertifikası almaya hak kazanmış yerel yönetim olarak bizi yakından ilgilendirmektedir. Dolayısıyla biz bu aşamada sağlık-sürdürülebilir kalkınma ve kent sağlığı yönünden tanımlardan başlayarak Türkiye için çok yeni uygulamaları irdelemeye pratikte gördüklerimiz ışığında çıkardığımız sonuçları açıklamaya çalışacağız.

1- SAĞLIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA
Toplumsal, ekonomik, kültürel ve çevresel belirleyicilerin başka alanlarda olumsuz etkiler yaratılmadan kalkınmanın maksimize edilmesi için bir araya getirilmesi geleneği uzun zamandır varlığını sürdürmektedir. Bu ilerleme sürdürülebilir kalkınmanın 1987 yılında şimdinin ihtiyaçlarını gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerini tehlikeye atmadan karşılayan kalkınma şekli olarak tanımlanmasında yol açmıştır. Rapor 1992 yılında Rio de Janerio’da Dünya Çevre ve Kalkınma Konferansı’nın düzenlenmesine neden olmuştur. Buradan çıkan çerçeve Kalkınma hakkında Rio Bildirisi ve Gündem 21’de şöyle denmektedir. ‘İnsanoğlu sürdürülebilir kalkınma ile ilgili kaygıların merkezinde yer almaktadır. İnsanların doğa ile uyum içerisinde sağlıklı ve üretken bir yaşam sürmeye hakları vardır.’ Bu ilke sağlık, çevre ve kalkınma arasındaki çözülmez bağlara odaklanmaktadır. Gündem Maddesi 21 belirli bir biçimde sağlık, birincil sağlık hizmetleri ve bulaşıcı hastalıklar konusunda eylem çağrısı, hassas grupların korunması, kent sağlığını ilgilendiren zor durumlara çözüm bulunması ve çevreden gelen sağlık risklerinin azaltılmasına hitap etmektedir.

Sürdürülebilir kalkınma kavramının altında hastalıkların çok yaygın olduğu zamanlarda sürdürülebilir kalkınmanın amaçlarına ulaşılamayacağı ve ekolojik bakımdan sürdürülebilir kalkınma olmadan sağlığın muhafaza edilemeyeceği yönünde giderek güçlenen bir anlayış yatmaktadır. Bu bağlamda ‘ekoloji’ hem sosyal (sosyal sermayede olduğu gibi) hem de fiziksel (doğal sermayede olduğu gibi) boyutlara sahiptir. Şayet kalkınma sürdürülemez bir biçimde gerçekleşirse, ekonomik kazançlara sağlık kazançları tarafından uzun vade de değil kısa vadede ortak olunması mümkündür.


Dünya Çevre ve Kalkınma Konferansından on yıl sonra sürdürülebilir kalkınma hakkında dünya zirvesi düzenlenmiştir.(Johannesburg Zirvesi 2002) ve burada sosyo-ekonomik meseleler üzerine daha güçlü bir biçimde odaklanılmıştır. Johannesburg’a giden yolda, DSÖ Gündem 21’de de yeterli ilginin gösterildiği bazı alanlara odaklanılmıştır. Bu mesajlarda insan sağlığına sosyal, çevresel ve ekonomik kalkınma için yapılan yatırımların uzun vadedeki yararları üzerine odaklanılmıştır. Bu anahtar mesajlar şunları içermektedir: sağlık bozuklukları yoksulluğu daha da kötüleştirmekte ve sosyo-ekonomik çöküşe yol açmaktadır. Çevresel bozulma, kaynakların yanlış yönetilmesi ve sağlıksız tüketim modelleri ve yaşam tarzları sağlığı etkilemektedir. Kalkınma politikalarının ve uygulamalarının sağlık üzerindeki bugünkü ve gelecekteki etkileriyle yeni ortaklıklar ve tedbirlerin de sağlık sektörü içinde ve dışında göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Bundan başka Birleşmiş Milletler 2000 yılında Bin Yıllık Kalkınma Hedeflerini yayınlamıştır. Bu sekiz hedef 2015 yılı itibarıyla yoksulluğun, açlığın, hastalıkların, cehaletin, çevresel bozulmanın ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın azaltılmasından oluşmaktadır. Her bir hedefin alt hedefleri ve denetim ve değerlendirmeye yönelik göstergeleri mevcuttur. Bu hedefler insani şartların iyileştirilmesini amaçlamaktadır.

1984 yılında DSÖ sağlık bozukluklarının azaltılması ve sağlığın güçlendirilmesine yönelik 38 hedef sunarak Avrupa Bölgesi’nde herkes için sağlık stratejisini başlatmıştır. 1998 yılında HEALTH21 Bölge için değerler, eylemler ve 21 hedef sunulmuştur. Bir cinsiyet perspektifi ile hem de yerel hem ulusal düzeyde ortaklık birlikteliklerini güçlendirilerek sağlığın sürdürülebilir kalkınma için önemli bir faktör olarak konulmasını içeren bazı meselelerin altı çizilmiştir.

2- SAĞLIK VE KENT BOYUTU
Sorumluluklar sağlığın belirleyicilerini doğrudan etkileyen alanlarda giderek artan bir biçimde merkezden başka yerlere dağıtılmaktadır ve şehirler bu yüzden sağlık ve sürdürülebilir kalkınma için giderek kilit oyuncular haline gelmektedir. 1992 yılındaki Dünya Çevre ve Kalkınma Konferansı’ndan beri, yerel düzeyde sürdürülebilir kalkınmaya yönelik tümleşik yaklaşımların teşvik edilmesi güçlü bir biçimde vurgulanmaktadır. Bu fikirler, Yerel Gündem Maddesi 21 inisiyatifleri ve Avrupa ve uluslar arası düzeyde yerel otoriteleri bir araya getiren bir dizi sürdürülebilir kalkınma ağı ile büyük ölçüde desteklenmektedir. Yerel Gündem Maddesi 21 ve genel anlamda sürdürülebilir kalkınma gündem maddesinin bir zayıflığı; güçlendirilebilir bir gelecek için temel teşkil eden daha geniş toplumsal ve sağlıkla ilgili meseleleri kucaklayamamış olmasıdır. Bunun yanında sağlık orta düzeyde politika üretim sürecinde ekonomik ve sosyal kalkınma için bir anahtar kaynak olarak da geniş bir alanda tanınmamıştır. En çok, sağlık üzerinde oluşan olası etkilerin çevresel etki değerlendirmesi gibi mekanizmalar sayesinde azaltılmasına yönelik çaba sarf edilmekte fakat sağlığın teşvikine yönelik fırsatlar dikkate alınmamaktadır.

3- İDEAL UYGULAMA
DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı, şehir çapında sağlıklı kalkınma planlarını destekleyerek, sağlıkla ilgili toplumsal meselelerin sağlık sektörü dışındaki sektörlerin gündemine taşınması konusunda ilerleme kaydetmiştir. Söz konusu şehir sağlığı kalkınma planları bazı şehirler için sağlığa yönelik tümleşik planlamanın geliştirilmesi için ilk adımı temsil etmiştir. Bu planlar sağlığın yerel gündemlere taşınması ve sektörler arası işbirliğinin arttırılmasına yardımcı olmuşsa da pek çok yerel plan hala sağlık sektörü ve sosyal sektörler tarafından kontrol edilmektedir.

SED, potansiyel sağlık etkilerinin tespit edilmesi ve olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması veya minimize edilmesi amacıyla sektörleri birbirleriyle buluşturarak tümleşik planlama yaklaşımlarının geliştirilmesini kolaylaştırabilmektedir. Yerel menfaat sahipleri (politikacılar, pratisyenler ve toplum temsilcileri gibi) arasında sağlıkla ve her bir sektörün olumlu sağlık sonuçları üretmek konusunda taşıdığı sorumluluk ile ilgili ortak bir anlayışın yaratılmasına yardımcı olmaktadır. SED geniş kapsamlı bir sağlık modeline dayandığı için, toplumsal, çevresel, ekonomik ve kültürel meseleleri ve bunların bireylerin, toplulukların ve nüfusların yaşamları nasıl etkilediğini dikkate almaktadır.

Tümleşik etki değerlendirmesi sonuçlarına kadar varacak SED yaklaşımı ÇED ile birlikte sürdürülebilir kalkınma kavramı ile büyük bir tutarlılık arz etmektedir.

Buraya kadar anlatılanlar ile birçok ülkede giderek yasal zorunluluk olan ÇED yanında SED’ ninde önemi ortaya konulmuştur. SED’ ninde yasal zorunluluk halini alarak özellikle yerel yönetimlerce uygulanan vazgeçilmez bir süreç olması beklenen bir sonuçtur.

Aslında bu hususlarda yaratılacak alışkanlıklar, uygulamalar giderek ÇED ve SED entegrasyonu yine bunun SOED ile desteklenerek Tümleşik Etki Değerlendirmesi raporlarının yazılmasını gündeme getirecektir. Bugün için uzun ve zor bir süreç olarak kabul edilse de Tümleşik Etki Değerlendirmesi birçok grubun ortak çalışmasının ürünü olarak geleceğimiz için bugünden yapılacak kapsamlı, bilimsel, hayati önem taşıyan bir çalışma olacaktır.


ÇED’ nin zorunluluğunun yanına SED’ nin zorunluluğunu koymak, bunu SOED ile destekleyerek Tümleşik Etki Değerlendirmesi sonuçlarına ulaşmak, her birinin taşıdığı önemin ayrı ayrı bir biri üzerine katılması ile Yeni Çağdaş ve Sağlıklı Dünyanın yol haritasının çıkarılmasına vesile olacaktır. Bizce ideal uygulama biçimi de bu olmalıdır.

Tek başına SED, tek başına ÇED elbette bir değer ifade etmektedir ancak biz bu raporlamaların değişik çalışma grupları vasıtasıyla her şartta birlikte yapılabilmesinden yanayız.

SED ile ÇED’nin birlikte uygulanabilirliğini daha kolay kavrayabilmek için bundan sonraki bölümde etki değerlendirmesi türleri, SED ve ÇED’ni ayrı ayrı detaylandırarak anlatacak bu konuda Türkiye’ de bir ilk olan Aydın Belediyesince yapılmış örnek çalışmayı ekte sunacağız.

4- ETKİ DEĞERLENDİRMESİ TÜRLERİ
SED ülkelerde hem ulusal hem de yerel düzeyde ve çeşitli uluslar arası kuruluşlarda farklı isim ve işlevlere sahiptir. SED tek başına gerçekleştirilebildiği gibi çevresel etki değerlendirmesi (ÇED), sosyal etki değerlendirmesi (SOED) ve tümleşik etki değerlendirmesi (TED) gibi başka etki değerlendirmesi türleri içerisine de dahil edilebilmektedir.

4.1- ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ
SED’in gösterdiği gelişim, Birleşik Ulusal Çevre Politikası Kanunu sayesinde 1969 yılından beri gerçekleştirilmekte olan çevresel etki değerlendirmesi uygulamasına dayandırılabilir. Günümüzde pek çok ülkede yasa gereği çevresel etki değerlendirmelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Çevresel etki değerlendirmesi, kararlar alınmadan evvel bu kararların çevresel uzantılarının dikkate alınmasını garanti altına alan bir prosedürdür. Süreç çevre üzerinde oluşacak muhtemel etkilerin analiz edilmesi, bu etkilerin bir rapor ile kaydının tutulması, bu rapora danışılması, nihai karar alınırken yorumların ve raporun dikkate alınması ve sonrasında bu kararın halka haber verilmesini kapsamaktadır. Çevresel etki değerlendirmesi, Avrupa Birliği’nde, 1985 yılında yayımlanan ve 1997 yılında tadil edilen bir direktif sayesinde yasal dayanağa sahiptir. Çevresel etki değerlendirmesi geniş kapsamlı politikalardan ziyade projelere uygulanmaktadır. SED’ in çevresel etki değerlendirmesi süreci içerisine dahil edilmesinin getirdiği avantaj yasal dayanağın zaten bulunması ve yeni bir etki değerlendirmesi başlatılmasına ihtiyaç olmamasıdır. SED’in çevresel etki değerlendirmesi süreci içerisine dahil edilmesinin getirdiği dezavantaj ise sağlık belirleyicilerinin ve toplumsal iç tutarlılığın çevresel etki değerlendirmesi (veya stratejik etki değerlendirmesi) içerisinde çoğunlukla belirgin olmayışıdır. Çevresel etki değerlendirmesi sağlığın anahtar bir mesele olduğunun altını çizse de profesyonel sağlıkçılara süreç içerisinde yer verilmesi ve sağlığın geniş kapsamlı belirleyicilerine dayalı olarak muhtemel sağlık etkilerinin oluşturduğu geniş yelpazenin dikkate alınması için pek çaba sarf edilmemiştir.

4.2- STRATEJİK ÇEVRESEL DEĞERLENDİRME
1999 yılında Londra’da düzenlenen Bakanlık nezdindeki Sağlık ve Çevre Konulu Üçüncü DSÖ Konferansı’nda, stratejik çevre ve SED hakkında protokol oluşturulması fikrine bazı ülkeler destek vermiştir. Ardından, DSÖ, Birleşmiş Milletler, Avrupa Ekonomik Komisyonu ile yakın işbirliği içerisinde, Stratejik Çevresel Değerlendirme, Sınırlar-arası Bağlamda Çevresel Etki Değerlendirmesi hakkındaki 1991 tarihli Espoo Konvansiyonu’nun çatısı altında oluşturulmuştur. Yeni Protokol, tarafların tekliflerinin hem çevresel hem de sağlıkla ilgili etkilerini değerlendirmelerini icap ettirerek sağlığı ilgilendiren hususların dikkate alınmalarını sağlamaktadır. 21–23 Mayıs 2003 tarihlerinde Ukrayna’nın Kiev kentinde düzenlenen ‘Avrupa için Çevre’ başlıklı Bakanlık Nezdindeki 5. Konferans’ta kabul edilmiş olan protokol 36 ülke tarafından kabul edilmiştir. Bu çevresel değerlendirme türünü tarif etmek için ‘stratejik’ kelimesi kullanılmaktadır; çünkü stratejik çevresel değerlendirmeye (çevresel etki değerlendirmesinden farklı olarak) teklifler hakkındaki karar alım sürecinin daha erken bir aşamasında başlanmakta ve bu durum çevreyi ve sağlığı ilgilendiren meselelerin mütalaa edilmesi için daha fazla zaman tanımaktadır. Stratejik çevresel değerlendirme bilhassa insan sağlığının göz önünde bulundurulmasının altını çizmekte ve çevresel etki değerlendirmesindeki mevcut durumdan farklı olarak sağlığın çevresel değerlendirme içerisinde derinlemesine düşünülmesi için fırsat yaratmaktadır.

Çevresel etki değerlendirmesi

  • Projelere uygulanmaktadır
  • 100 den fazla ülkede kurumsallaştırılmıştır.
  • Görece tepkiseldir.
  • ‘Başı’ ve ‘sonu’ olan katı resmi prosedürler vardır.
  • Özel geliştiriciler ve çevresel otoritelere yer vermektedir.
  • İstenmeyen olumsuz etkiler üzerine odaklanmaktadır.
  • Dar kapsamlı olsa da daha fazla ayrıntı içermektedir.

Stratejik çevresel değerlendirme

  • Politika ve programlara uygulanmaktadır.
  • Fazla sayıda ülke tarafından kurumsallaştırılmamıştır
  • Durumlara tepki vermekten ziyade, durum yaratmakta ve bunlar üzerinde kontrol sağlamaktadır.
  • Sürekli prosedürlere uymak konusunda esnektir.
  • Çeşitli kamu otoriterlerine yer vermektedir.
  • Meseleler ve uzantıları üzerine odaklanmaktadır
  • Daha geniş kapsamlıdır fakat daha az ayrıntı içermektedir.

4.3- SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ
Sosyal etki değerlendirmesi bir teklifin bir nüfus üzerindeki muhtemel sosyal etkilerini değerlendirmektedir. Sosyal etki değerlendirmesi, tekliflerin sosyal etkilerini analiz etme özelliğine sahip olmayan çevresel etki değerlendirmesini bütünlemek üzere geliştirilmiştir. Sosyal etki değerlendirmesi eğitim, kültür ve bir toplumun üyesi olmak için gerekli ‘yaşam’ faktörlerini içermektedir. Bu değerlendirme kapsamındaki diğer faktör ya da belirleyiciler arasında bir toplumun normları, inançları ve değer yargıları bulunmaktadır. Sosyal etki değerlendirmesi etkilerin nüfus içerisine yayılmasına dayalı tekliflerin analiz edilmesini içermektedir. Yalnızca toplumun bütününü analiz etmek yeterli değildir, çünkü bir tasarı çeşitli grupları farklı şekillerde etkilemektedir. Bu yüzden farklı nüfus toplulukları üzerinde oluşan etkiler büyük önem taşımaktadır. Sosyal etki değerlendirmesinde:

§ Nüfus karakteristikleri
§ Siyasal ve toplumsal meseleler
§ Kamusal ve kurumsal kaynaklar
vurgulanmaktadır.

Sosyal etki değerlendirmesinin getirdiği avantaj sağlığın toplumsal meseleler içerisine dahil edilmesi ve sosyal etki değerlendirmesinin yalnızca sağlık faktörlerini içermekten daha geniş kapsamlı oluşudur. Gel gelelim, sosyal etki değerlendirmesinde sağlık açıkça belirtilmemekte ve bu kavram toplumsal iç tutarlılığın belirleyicileri kavramı içerisinde bir parça saklı kalabilmektedir.

4.4- TÜMLEŞİK ETKİ DEĞERLENDİRMESİ
Tümleşik etki değerlendirmesi çevresel, ekonomik ve sosyal etkilerin tamamını göz önünde bulunduran bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda herhangi bir anahtar faktörün göz ardı edilmesinden kaçınılmakta ve sürdürülebilir kalkınma ve çevre desteklenmekte veya geliştirilmektedir. Tümleşik etki değerlendirmesi ayrıca sonuçlarının çeşitli nüfus toplulukları için analiz edilmesi ve bunların takdim edilmesini amaçlamaktadır. Tümleşik etki değerlendirmesi pek çok ülkede hem ulusal hem yerel düzeyde var olsa bile her bir tasarı ile ilgili tüm belirleyicilerin değerlendirilmesi için yeterli kaynak ve zaman elde etmek, toplumsal, çevresel ve ekonomik meselelerin doğru ve eşit olarak ele alınmasında olduğu gibi güç olabilmektedir.


5- SAĞLIK ETKİ DEĞERLENDİRMESİ

TANIM
Bir politikanın, bir stratejinin programın veya projenin nüfusun ve nüfus gruplarının sağlığı üzerinde dolaylı ya da dolaysız etkilerinin belirlendiği bir süreçtir.

AMAÇ
SED’ in amacı iki yönlüdür;
1. Proje teklifinin bir Nüfus grubu üzerindeki etkilerini belirlemek,
2. Karar vericilere karar alma sürecini daha iyi hale getirebilmeleri için bilgi vermektir.

TEMEL GÖREVİ
Karar alma sürecini tamamlamadan olumsuz sağlık etkilerinin asgari boyutlara indirilmesi ve diğer yandan olumlu etkilerin de en üst düzeye çıkarılması için sağladığı imkandır.

Bu daha bilgilendirilebilen ve daha şeffaf bir karar alma süreci yaratmaktır.

SED’ nin ANA FİKİRLERİ
• Demokrasi: Kişilerin şeffaf bir karar alım içerisinde yer alma hakkı;
• Eşitlik: Hassas, marjinal veya dezavantajlı grupların sağlık üzerindeki etkilerinin dikkate alınması;
• Sürdürülebilir Kalkınma: Kısa ve uzun vadeli ve doğrudan ve dolaylı etkilerin hesaba katılmasını içermektedir ve
• Kanıtların Ahlaklı Kullanımı: Nitel ve nicel kanıtların kullanımı özenli olmalı ve farklı bilimsel disiplinlere ve kapsamlı bir değerlendirmeye ulaşılmasını sağlayacak yöntemlere dayandırılmalıdır.

SED tanımı ya da değerleri arasında açıklanmayan ve SED açısından önemli bir diğer faktör SED’in çok sektörlü ve sektörler arası bir yaklaşım içeriyor oluşudur. SED’in ortaklık yaklaşımlarının desteklemesi ve birçok sektör tarafından sahiplenilmesinin teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu ilgili taraflar ve menfaat sahiplerinin tasarıların sağlık etkisinin değerlendirilmesi için bir araya getirilmesini kapsamaktadır.


SED’ NE NEDEN İHTİYAÇ DUYUYORUZ, FAYDALARI
• Karar vericileri bir dizi politika seçeneği arasından optimal kararlar verebilmeleri için bilgilendirmekte ve kamu fonlarıyla yapılan yatırımları geliştirmektedir.
• Potansiyel olumsuz sağlık etkilerinin önüne geçilmesi ve tekliflerin olumlu sağlık etkilerinin maksimize edilmesi için fırsat yaratmaktadır.
• Bir teklifin sağlığın nüfusa yayılması üzerindeki etkileri hakkında bilgi sağlamakta ve böylelikle gruplar arasında sağlık konusundaki eşitsizliği azaltmaktadır.
• Kamunun görüş ve algılayışının karar vericiler tarafından bilinmesini sağlamaktadır.
• Yerel yönetim, Diğer kuruluşlar ve toplum içi mahalli ortakları güçlendirmektedir.

SED birden fazla yarar sağlamaktadır.
• SED ‘daha sağlıklı’ karar alımını desteklemektedir.
• SED, sağlık üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerin belirlenmesi sayesinde karar vericilerin kamu fonlarıyla yapılacak yatırımlarını optimize etmelerine yardımcı olabilmektedir.
• SED çeşitli nüfus toplulukları üzerinde oluşabilecek potansiyel sağlık etkilerine dikkat çekebilmekte ve sağlık konusundaki eşitsizliği azaltacak değişiklikler önerebilmektedir.
• SED potansiyel sağlık etkilerine (hem olumlu hem olumsuz) dikkat çekebilmekte ve yapısal değişim için seçenekler sunabilmektedir.
• SED halk sağlığıyla ilgili kaygıların politika geliştirme ve karar alma süreçleri içersinde entegre edilmesi için bir araç olabilmektedir.
• SED değer ve prensipleri sayesinde daha iyi politikalar geliştirmesine vesile olabilmektedir.
• SED herkes için daha iyi sağlık koşulları yaratan tümleşik bir yaklaşımın parçası olarak görülebilir.
• SED karar vericilere verdikleri kararların sağlıkla ilgili muhtemel uzantılarından devamlı haberdar olmalarını sağlamakta ve sağlık için sektörler arası işbirliğinin yolunu açmaktadır.

SED RAPORU VE SÜRECİ

SAĞLIK ETKİ DEĞERLENDİRMESİNİN AMACI
v Politika, program ve projeyle sağlık arasındaki etkileri gösteren kanıtlar
v Politika, program ve projelerden etkilenecek grupların düşünceleri, yorumları, tecrübeleri ve beklentileri
v Politika, program ve projelerin hususunda karar vericilerin ve halkın öngörüleri
v Negatif etkileri azaltmak, pozitif etkileri arttırmak adına yapılacak uyarlamalar, değişiklikler ve tercihler

SAĞLIK ETKİ DEĞERLENDİRMESİ AŞAMALARI
v ELEME (SÇREENING)
v ANALİZ (SÇOPING)
v DEĞERLENDİRME (APPRAISAL)
v RAPORLAMA (REPORTING)
v KARAR ALMA (DECISION MAKING)
v İZLEME VE DEĞERLENDİRME (MONITORING & EVALUATION)

v SED karar alma sürecinin bir parçasıdır. Yeni bir projeye yada programa başlarken, politika geliştirirken SED yapılmalıdır. Kritik kararlar alınmadan ve uygulamaya geçilmeden evvel hazırlanmalıdır.
v Eleme sürecinde öncelikle POLİTİKA, PROJE ve PROGRAMLARIN sağlık ve sağlığın belirleyicileri üzerinde etkisi olup olmadığı varsa ne tür etkilerinin olduğu tespit edilir.
v Sağlığın hangi değişik yönlerini etkilenmektedir ortaya konur.

Sağlık etkilerinin özellikleri birden fazla faktörden türemektedir:
§ Etkilenen sağlık belirleyici ve sağlık sonuçları üzerinde takiben beliren etki;
§ Değişimin yönü; olumlu ya da olumsuz;
§ Sağlık etkilerinin dağılımı-etkilenen nüfus toplulukları ve sağlıktaki eşitsizlik üzerindeki etkiler;
§ Büyüklük: topluluk içerisinde etkilenen insan sayısı;
§ Sağlık sonuçlarının önem derecesi (ölümlülük, hastalıklılık veya yaralanma ve esenlik);
§ Kanıtların gücüne dayalı olarak etkilerin olasılığı;
§ Gecikme süresi: etkilerin ne zaman ortaya çıkacağı; derhal, kısa, orta veya uzun vadede;
§ Sıklık: etkilerin hangi sıklıkta görüleceği;
§ Devam süresi-etkilerin ne kadar süre için ortaya çıkacağı ve
§ Diğer etkilerle etkileşim potansiyeli.
Bu faktörler değer biçme işleminde hem nitel hem de nicel kanıtların kullanılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Nitel veriler teklifin içeriğini tarif edip açıklarken, nicel veriler ilişkilerin boyutunu tahmin etmekte kullanılmaktadır.

Niteliksel araştırma anketler, mülakatlar, odak grupları, atölyeler ve halk jürileri gibi kaynaklardan elde edilen araştırma tecrübeleri, bilgiler, fikirler ve algılardan kanıt toplanmasını içermektedir. Bu tür kanıtlar şu sebeplerden SED açısından büyük önem arz etmektedir.

§ Bir teklifin sağlık belirleyicilerini muhtemelen nasıl etkileyeceği hakkında daha geniş bir anlayış ve daha fazla ayrıntı sağlamaktadır.
§ Sağlık belirleyicilerinin sağlık sonuçlarını muhtemelen nasıl etkileyeceği hakkında daha geniş bir anlayış ve daha fazla ayrıntı sağlamaktadır.
§ Nüfusun teklif ve onun sonuçlarına ilişkin düşünüş ve hissiyatı hakkında bilgi vermektedir.
§ Sağlıktaki eşitsizlik üzerinde görülmesi muhtemel etkiler ve hangi nüfus topluluklarının, nasıl etkilenebileceklerine dair bir anlayış sağlamaktadır.

Niceliksel veriler ve yöntemler etkilerin büyüklük ve yönünü bildirmektedir. Nüfus analizi, bölgesel analiz, sağlıkla ilgili tehlikelerin belirlenmesi ve sınıflandırılması, sağlık denetimi, çevresel denetim ve sağlık risk değerlendirmesi gibi birden fazla niceliksel yöntem kullanılabilmektedir.

§ Bir teklifin sağlık belirleyicilerini ne kadar güçlü etkileyebileceğine ilişkin daha geniş bir anlayış ve daha fazla ayrıntı sağlamaktadırlar.
§ Sağlık belirleyicilerinin sağlık sorunlarını ne kadar güçlü etkileyebileceğine ilişkin daha geniş bir anlayış ve daha fazla ayrıntı sağlamaktadırlar.
§ Niceliksel veriler zaman içerisinde oluşacak etkilerin izlenmesi için de kullanılabilmekte ve böylelikle etkilerin zaman içerisinde muhtemelen nasıl artış ve azalma gösterecekleri hakkında bilgi sağlamaktadır.
§ Nüfus toplulukları arasındaki eşitsizliğin ne kadar güçlü artıp azalabileceğine ilişkin daha geniş bir anlayış ve daha fazla ayrıntı sağlamaktadırlar.

Hem niteliksel hem de niceliksel verilerin bir karışımı tercih edilmektedir. Modelleme ve risk değerlendirmesi gibi niceliksel yöntemlerin sonuçları katılımlı niteliksel SED metodu için faydalı girdiler sağlayabilmektedir. Bu sayede, menfaat sahipleri ve uzmanların yaptıkları görüşmeler daha odaklı olabilmektedir çünkü sağlık etkilerini kestirilmesinde üretilen varsayımlar daha açık hale gelmektedir.

Uygulamada, bir teklif ile potansiyel sağlık etkileri arasında doğrudan bir ilişki gösterebilecek kanıtlar bulmak zor olabilmektedir. Sağlık belirleyicileri ve sağlıkta iyileştirmeye gidilmesine yönelik müdahaleler için mevcut kanıt zemini güvenilmez olabilmektedir. Kanıtın olduğu durumlarda, kanıt doğrudan nedensel bir bağdan ziyade ortaya sadece çağrışmalar koyabilmektedir. Bu tür çağrışmaların gücü hakkında da anlaşmazlık çıkabilmektedir. Yerel kanıtların bulunmadığı ya da yeni kanıt toplanması için kaynakların yeterli olmadığı durumlarda bir hayli zor olsa da diğer kanıtların daha geniş alanlara yayılması zorunlu olabilmektedir. SED’i destekleyebilen bilgi kaynakları arasında şunlar bulunmaktadır:

§ Başka bir yerde hayata geçirilmiş benzer teklifler hakkında bilgi
§ Teklif bilgi ve uzmanlık bilgisine sahip kişiler
§ Sakinlerin ve yerel bilgiye sahip kişilerin görüşleri
§ Uzmanlık bilgisine sahip kişilerin görüşleri
§ Sağlığın belirleyicileri üzerine çıkmış yayınlardan elde edilen bilgiler
§ Sağlık, işsizlik, kazanımlar, suç oranı, hava kalitesi vb. hakkında rutin olarak toplanan yerel istatistikler
§ Anketler
§ Başka değerlendirmeler için girişilen çıkmış yayınların gözden geçirilmesi işlemleri
§ Yerel koşullarla ilgili araştırmalar
§ Mevcut verilerin ikincil analizi
§ Modeller üzerinden yapılan tahminler
§ Araştırma enstitülerindeki kaynaklar.

Tahmini etkilerin önem derecelerinin belirlenmesi;

SED ile birden fazla etki tespit edilebilmekte ve olumsuz sağlık etkilerinin azaltılması ve olumlu sağlık etkilerinin arttırılmasına yönelik tavsiyelerde bulunabilmektedir. Etki analizi hem niteliksel hem niceliksel kanıtları bir araya getirecek ve kararın güçlendirilmesine yardımcı olacaktır. Tekliflerde yalnızca sınırlı sayıda değişiklik yapabilmektedirler. Bu inceliklerin etkilerinin aralarında saptanmaları gerektiği anlamına gelmektedir. Esas rapor içerisinde yer alacak tavsiyeler için bu etkiler öncelik sırasına konulacaktır.

RAPORLAMA VE DAĞITIM
Raporlama; analizden ve menfaat sahiplerinden toplanan girdilerin derlenmesi ve takdim edilmesi ve aynı zamanda raporun en iyi nasıl dağıtılabileceğine karar verilmesini içermektedir.


Esas rapor potansiyel etkileri ve teklifin olumlu etkilerinin arttırılması ve olumsuz etkilerinin minimize edilmesi için seçenekler içermelidir.

SED’in kapsamı ve altında yatan değerler;
§ Raporun içeriği ve tavsiyelerin ve sürecin başında belirlenen değer ve öncelikleri yansıtıp yansıtmadığı;
§ Menfaat sahipleri tarafından ifade edilen fikirler
§ Muhtelif kaynaklardan elde edilebilen kanıtlar.

Raporda genel bulgular ve verilmekte olan her türlü tavsiye arasında ayrım yapılmış olmalıdır, tavsiyeler bir teklifin ayrıntılarına veya teklifin hayata geçirilmesiyle ilgili farklı seçeneklerin etkilerine bağlanabilmektedir. Önerilen her türlü müdahale istenen sonucu vermesi için kanıta dayandırılmalıdır.

Bir SED Raporunun tipik İçeriği;

1. Teklifin ve üzerinde düşünülmekte olan senaryoların (seçenekler) tasviri (kapsam belirleme sırasında belirlendiği şekliyle)
2. Durumun arka planı:
a) Mevcut durum
b) Topluluğun mevcut sağlık durumu
c) Topluluk içerisinde sağlığın belirleyicileri-istihdam, kirlilik veya iskan durumu gibi
d) Eğer varsa, topluluk içerisindeki hassas gruplar (yaşlılar, azınlık grupları vb.)
e) Değişiklik yapmama opsiyonu seçilirse olaylar nasıl gelişecektir?
3. Orta düzey faktörlerin listesi (kapsam belirleme içerisinde yer verilmiş olan muhtemel senaryoları içermektedir.)
a) Listede yer alan her bir orta düzey faktör için
i) Teklif çatısı altında ne kadar değişecektir? (Bu farklı sektörler için farklılık gösterebilir.)
ii) İnsanlar değişikliklerden nasıl etkileneceklerdir?
b) Her bir faktör için:
i. Tahmin edilen etki boyutunun derecesi
ii. ‘Kesin’, ‘olası’ ya da ‘mümkün’ gibi sözcüklerle derecelendirilecek tahmine eklenecek belirsizlik derecesini belirtiniz.

4. Etkilerin özetlendiği bir tablo
5. Teklifin eşitlik düzeyini nasıl etkileyeceği hakkında bir açıklama
a) Kimler kazanacak? Kimler kaybedecek?
b) Muhtelif gruplar (etnik, gelir veya coğrafi) nasıl etkilenecekler?
c) Toplumda en az desteklenen sektörler için herhangi bir fayda mevcut mudur?
6. Faydanın maksimize ve zararı minimize edilmesi için tavsiyeler
7. Denetim ve değerlendirme
a) Teklifin hayata geçirilmesinin ardından SED’le ilgili tahminlerin kontrolünün yapılması için nelerin denetlenmesi gereklidir?
b) Erken müdahale durumunda üzerinde dikkatle düşünülmesi durumunda üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bazı özel faktörler mevcut mudur?
c) Bu SED’den gelecekteki değerlendirmelere uygulanmak üzere çıkarılmış dersler varmıdır?
6- ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRMESİ

TANIM
Belirli bir proje veya gelişmenin, çevre üzerindeki önemli etkilerinin belirlendiği bir süreçtir.

AMAÇ
Ekonomik ve sosyal gelişmeye engel olmaksızın, çevre değerlerini ekonomik politikalar karşısında korumak, planlanan bir faaliyetin yol açabileceği bütün olumsuz evrensel etkilerin önceden tespit edilip, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaktır.

TEMEL GÖREVİ
Projelerle ve gelişmelerle ilgili karar vericilerin, daha bütünsel, yeni kararları etkileyecek birden fazla faktörü göz önüne alır bir şekilde daha sağlıklı karar vermelerini sağlamak için, onlara projelerden kaynaklanabilecek çevresel etkileri net bir şekilde göstermektir.

1- Planlama süreci ile bütünleşme
Çevresel değerlendirme süreci, çevresel konuların dikkate alınmasını sağlamak için, planlama süreci ile bütünleştirilmelidir. İdeal bir durumda değerlendirme, projenin hazırlık süreci ile bütünleştirilir. Bu aynı zamanda değişik kısımlardan sorumlu ekiplerin veya kişilerin birbirlerinin çalışmalarına etkin şekilde katılmaları veya projeyi hazırlayanlarla değerlendirmeyi yürütenler arasında daha yakın temas ve bilgi alışverişi sağlamak anlamına gelir.

2- Mümkün olan en erken aşamada dialoğ
Çevresel değerlendirme karar verme sürecinin mümkün olan en erken aşamasında uygulanmalıdır. Sürecin doğru şekilde çalışması açısından, değerlendirme verilerinin projenin hazırlanması sırasında elde olacağı şekilde bir zamanlama gereklidir. ÇED’in projeye ilişkin kritik kararlar verildikten sonra başlatılması proje tasarımını, resmi olarak kabul edilmiş olmasa bile, değiştirilmesi zor bir hale getirmektedir.

3- Sorumluluk
Proje sahibi, proje hedefleri gerçekleştirilirken etkileri indirgemek açısından en iyi konumda bulunduğu için, ÇED Raporunu hazırlamakla sorumludur. Proje sahibi, çevresel hedeflerin gerçekleştirilmesinden sorumlu olan çevre makamlarıyla işbirliği yapmalıdır.

4- Karar verme
ÇED Raporu karar vericilere, proje teklifi ile birlikte sunulmalıdır. Yetkili makam, karar verilirken raporu da göz önünde bulundurmalıdır. Yetkili makam, teklif edilen bir plana ilişkin karar verdiği zaman, çevresel etki değerlendirme raporuna açık şekilde atıf yapmalıdır.

Siyasi irade ve bilginin doğru kullanımı etkili bir ÇED süreci için geçerlidir. Aksi takdirde, değerlendirme süreci ve çevresel değerlendirme ile proje hazırlığı arasındaki bağlantı tüm ilgili tarafların açık, geniş ve şeffaf katılımıyla çok başarılı şekilde yürütülse bile, karar verme üzerindeki etkiler zayıf olabilir. Bu durumda geleneksel ve ekonomik tercihler ön plana çıkabilir ve değerlendirmedeki önerilerin önüne geçebilir. Çevresel değerlendirmeyi başlatma ve kullanma konusundaki siyasi iradenin arttırılması için şu araçlar kullanılabilir:

- Politikacıların ve kamuoyunun yeterli bilince sahip olmaları;
- Çevresel konular üzerine eğitim,
- Karar vericilerin üzerinde baskı oluşturmak üzere, karar verme sürecinde şeffaflık.

5- Danışma ve katılım
Projelerin çevresel değerlendirmeleri sürecinde ilgili tarafların geniş katılımı önem arz etmektedir. Halk da çevresel değerlendirme sürecine katılmalıdır. İlgili ve etkilenen gruplar projelerin çevresel değerlendirme sürecindeki adımlardan ve mevcut katılım fırsatlarından haberdar olmalıdır. Çevresel değerlendirme sürecinin sonuçları bu grupların anlayabileceği şekilde kendilerine iletilmelidir.

6- Esneklik
• ÇED süreci danışma ve katılımdan sağlanan girdilere uygun şekilde cevap verebilmelidir. ÇED prosedürü bu nedenle esnek olmalıdır.
• Danışma ve halk katılımından elde edilecek sonuçların tahmin edilmesi gerekir. Erken bir aşamada ve sıkça ilgili gruplar ve kurumlarla iletişim kurulması, sinyallerinin alınması ve ÇED sürecinin net bir şekilde açıklanması ve beklenmedik sonuçlara cevap verebilmek için danışmanlarla kısa dönemli veya sınırlı, çerçeve sözleşmeler yapılması lazımdır.

7- Demokrasi
Çevresel değerlendirmenin, bir ülkede projelere ilişkin karar verme sürecindeki demokrasi düzeyini yükseltebileceği ön görülmektedir: değişik politika alanları ile devletin değişik düzeyleri ve halk katılımı arasında temin edeceği tutarlılık nihai olarak demokratikleşme alanında bu iyileşmeyi ve gelişmeyi sağlayabilir.

ÇED’ ne neden ihtiyaç duyuyoruz-faydaları;
ÇED, projelerle ilgili bütün ilgili tarafların bir araya geldiği ve görüş, kaygı ve önerilerini ortaya koyabildikleri demokratik ve şeffaf bir süreçtir. İlgili taraflar bu süreç içerisinde ortaya koydukları teknik bilgi ve görüşlerle projenin en optimal şekilde gelişimine katkı sağlarlar.

İyi işleyen bir ÇED sürecinin şeffaf tabiatı sayesinde, halka/diğer ilgili taraflara danışarak ve olabildiğince gerçekleştirilmesi istenen projeye ilişkin ve geniş çapta bilgi toplayarak, projenin uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek olası problemler, henüz projenin tasarım aşamasında çözülebilir veya hafifletilebilir. Bu yolla (bazen öngörülen) problemlerin pek çoğu, fiili uygulama başlamadan çözülmeye çalışılır ve böylelikle maliyeti düşer, zaman kaybı önlenmiş olur.

Kısaca; önerilen projeye getirilen çeşitli alternatiflerin ÇED çalışması kapsamında incelenmesi, çevresel faydaları arttırırken, proje sahibinin maliyetini azaltabilecek başka seçenekler de sunabilir. Halkın katılım süreci sayesinde, ilgili taraflar proje sahibi ve kamu kurum ve kuruluşları arasında güven duygusu oluşturur ve katılımcı tabiatı sayesinde de ÇED süreci, o ülkenin genel demokratik sürecine katkıda bulunur.

Faydalarını kısaca özetlemek gerekirse:
- Tasarım aşamasında ortaya çıkabilecek olumsuz durumları önceden görerek etkisiz hale getirmesi için gerekli tedbirleri ortaya koyması, olumsuz etkilerin minimize edilmesini sağlaması
- Proje sahibi için maliyet azaltıcı seçenekler sunması
- Karar verme sürecine yönelik daha güvenilir bütünsel ve işbirlikçi bir yaklaşım, demokrasiye katkı

ÇED PAPORU VE SÜRECİ (TÜRKİYE ÖRNEĞİ)

Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu, çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin çevreye yapabileceği tüm olumsuz etkileri göz önünde bulundurularak, çevre kirlenmesine sebep olabilecek artık ve atıkların ne şekilde zararsız hale getirileceğini ve bu hususta alınacak tedbirleri belirten rapordur.
ÇED Yönetmenliğine göre, ÇED Raporuna tabi kurum, kuruluş ve işletmeler özelliklerine göre iki gruba ayrılmıştır. Birinci grupta ilgili yönetmenliğin listesinde yer alan veya Bakanlıkça ‘ÇED Gerekli’dir kararı verilen bir proje için özel bir formata göre hazırlanacak ÇED Raporu yer alır.

İkinci grupta ise, yine ilgili yönetmenlikte yer alan projelere ÇED uygulamasının gerekli olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, proje sahibi, bir dilekçe ekinde şeklinde üç adet proje tanıtım dosyası ve eklerinde yer alan bilgi belgelerin doğru olduğunu belirtir taahhüt yazısını ve imza sirkülerini Bakanlığa sunar. Bakanlık, proje için hazırlanan proje tanıtım dosyasını toplam yirmi beş işgünü içinde inceler. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerde eksikliklerin bulunması halinde bunların tamamlanmasını proje sahibinden ister.

ÇED Raporu hazırlanması gerektiren faaliyetler için; Bakanlık, planlanan faaliyetin belirtilen yerde gerçekleştirilmesinin mevzuat açısından uygun olup olmadığına, ilgili kamu kurum ve kuruluşlar nezdinde yapacağı araştırma sonucunda karar verir. Proje tanıtım dosyasının uygunluğu, halkın katılımıyla oluşturulan özel format yatırımcıya verilir ve bunun sonucunda hazırlanan ÇED Raporu Bakanlığa sunulur.

ÇED gerektiren faaliyetler için hazırlanan proje tanıtım dosyası Bakanlığa sunulur. Bakanlıkça uygunluk yönünden incelenir ve İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) kurulur. İDK Genel Değerlendirme Toplantısı ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri Bakanlık yetkileri ile proje sahibi ve/veya temsilcilerinden oluşur. Komisyonun Kapsam belirleme toplantısından önce, halkı yatırım hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere proje sahibi tarafından projenin gerçekleştirileceği yerde Bakanlık ile mutabakat sağlanarak belirlenen tarihte, halkın katılımı toplantısı düzenlenir. Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinden önce proje sahibi tarafından, halkı bilgilendirmek amacıyla anket, seminer vb. çalışmalar yapılabilir. Komisyon çalışmalarından önce halkın katılımı sağlanmış olur. Komisyon tarafından projeye ilişkin olarak hazırlanacak olan ÇED Raporunun formatı belirlenir. Halkın Katılımı Toplantısındaki görüş ve öneriler de dikkate alınarak özel format ile Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunu hazırlayacak çalışma grubu belirlenir. Halkın Katılımı Bilgilenme, Kapsam Belirleme ve Özel Format verme işlemleri, 12 işgünü içerisinde tamamlanır.

Özel formata uygun olduğu tespit edilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu, proje sahibi tarafından yeterli sayıda çoğaltılarak Bakanlığa sunulur. Bakanlık, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunu incelemek ve değerlendirmek üzere yapılacak toplantının tarihini ve yerini belirten bir yazı ekinde raporu komisyon üyelerine gönderir.

Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunu incelemek isteyenler, Bakanlık merkezinde veya İl Çevre ve Orman Müdürlüğünde duyuru tarihinden itibaren raporu inceleyerek proje hakkında Bakanlığa veya Valiliğe görüş bildirilebilirler. Valiliğe bildirilen görüşler Bakanlığa iletilir. Bu görüşler komisyon tarafından dikkate alınır. İnceleme, değerlendirme sürecinin tamamlanmasından sonra bildirilen görüşler dikkate alınmaz.

Komisyon Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunu, ilk inceleme değerlendirme toplantısından sonraki işgünü içinde inceler ve değerlendirir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanmış bir tutanakla saptanır.

Nihai ÇED Raporu ile diğer belgelerin Bakanlığa sunulmasını takiben, inceleme Değerlendirme Komisyonu’nun Rapor hakkındaki kararını esas alarak, Bakanlık ‘ÇED Olumlu Kararı’ ya da ‘ÇED Olumsuz Kararı’ verir. 5 iş günü askıda ilan edilir ve 5 yıl içerisinde yatırıma başlanmalıdır.


AÇIKLAYICI VE ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRME (ÇED) RAPORU

ÇED Raporu’nun konusu detayları, projenin potansiyel etkileriyle uyum sağlamalıdır.
ÇED Raporu aşağıdaki maddeleri kapsamalıdır.

§ Yönetici Özeti: Kısaca önemli bulgular ve öneriler ele alınmalıdır.
§ Politik, Yasal ve İdari Çerçeve: Çevre Etki Değerlendirmesinin yürütüldüğü politik, yasal ve idari çerçeve ele alınmalıdır.

§ Projenin Tanıtımı: Önerilen projeyi coğrafi, ekolojik, sosyal ve zaman içindeki durumu ile gerekli olabilecek ek yatırımları da göz önünde bulundurarak anlatmalıdır. (örneğin tali boru hatları, geçit yoları, enerji santralleri, su isala hattı, konut, hammadde ve ürün depoları). Projenin gerçekleşmesinin yeni bir yerleşim planlaması veya sosyal gelişme programını gerektirip gerektirmediği belirtilmeli, genellikle proje arası ve projenin etkileyeceği alanı gösterir bir harita içermelidir.

§ Proje ile İlgili Temel Bilgiler: Çalışma alanının boyutları değerlendirilmeli, projenin yaratacağı fiziksel, biyolojik ve sosyo-ekonomik koşullar ile projeye başlamadan önceki durum da dikkate alınmalıdır. Mevcut ve potansiyel kalkınma hareketleri, projeyle doğrudan bağlantılı olmasa da dikkate alınmalıdır. Veriler, proje yerleşimi, tasarımı, işletmesi veya olumsuz çevre etkilerini hafifletici önlemlerle ilgili olmalıdır; bu bölüm doğru ve güvenilir olmalı ve veri kaynağını kapsamalıdır.

§ Çevre Etkileri: Projenin muhtemel olumlu ve olumsuz etkileri, mümkün olduğu ölçüde rakamsal değerle, öngörülüp değerlendirilmelidir. Olumsuz çevre etkilerinin hafifletilmesi için alınacak tedbirler ile hafifletilmesi mümkün olmayan etkiler tespit edilmelidir. Çevrenin iyileştirilmesine yönelik imkanlar araştırılmalı, ulaşılabilen verilerin kalite ve sınırları, bu verilerdeki belli başlı eksiklikler, tahminlere yönelik belirsizlikler öngörülmeli ve tanımlanmalı ve üzerinde daha derin araştırma gerektirmeyen konular da açıkça belirtilmelidir.

§ Alternatiflerin Değerlendirilmesi: Projenin gerçekleşmediği durum da dahil olmak üzere, projenin yerleşim alanı, teknoloji, tasarım ve işletim alternatiflerinin, muhtemel çevresel etkileri bu etkilerin azaltılmasına yönelik fizibilite, anapara ve ek masraflar, bölgesel koşullar altında uygunluk ve bunların kurumsal, eğitimsel ve izlenme ihtiyaçları dikkate alınarak sistematik karşılaştırılması yapılmalıdır. Her bir alternatif için, çevre etkileri mümkün olduğu ölçüde rakamsal olarak gösterilmeli ve mümkünse parasal değer olarak ifade edilmelidir. Önerilen proje tasarımlarından belli birinin seçilmesindeki temel nedenler açıklanarak, kirlenmeyi önleyecek ve ortadan kaldıracak yöntemlerin seçimine yönelik gerekçe ve yaklaşımların açıkça belirtilmesi gerekir.

§ Çevre İşletme Planı: İnşaat ve işletme dönemlerindeki olumsuz etkilerin bertaraf edilmesi, dengelenmesi ve kabul edilebilir düzeye indirilmesi açısından yapılması gereken izleme, yerleştirme ve dengeleme çalışmaları belirtilmelidir.

§ Danışma: Çevresel etkilere maruz kalacak halkın, yerel sivil örgütlerinin ve düzenleyici kurumların görüşlerinin toplanması için gerçekleştirilen danışma toplantılarının kayıtları yer almalıdır.

Faydalanılan Kaynaklar

- Sağlık Etki Değerlendirilmesi-Şehir Sağlığı için araç kiti(1) TSKB yayını
- Çevre uygulama esasları-Eximbank yayını


Mehmet KÜÇÜKYUMUK
Başkan Danışmanı





Reddit!Del.icio.us!Google!Live!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!FeedMeLinks!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 
< Önceki   Sonraki >
YayinCELL Mobil Demokrasi Platformu