|
AVRUPA BİRLİĞİ OFİSLERİ HAKKINDA AB üyelik sürecinde yaşanabilecekleri Cumhurbaşkanı Turgut Özal halk ozanı Âşık Veysel’in bilinen bir dizesiyle özetlemiştir. ‘Uzun ince bir yol…’ doğrusu ucunda ışığın veya çıkışın dahi olup olmadığı belirsiz bir takım güç engellerle dolu, süresi belirsiz uzun bir yol… Her ne kadar tarafların kolay değişmeyecek önyargıları, zorlukları, sıkıntıları işaret ediliyor gibi görülse de, kararlılık gösterip aşarız iradesini beyan ediyorsak da çok ama çok zor bir dönemden geçiyoruz. Alışkanlıklarımızdan ve hala etkin geleneksel kültürümüzden, yaşam biçimimizden, önemsediğimiz birçok tabunun kurcalanılacak olmasından üstüne üstelik içimizdeki gizli muhalefetten kaynaklanan yanlış yönlendirilmiş kamuoyundan velhasıl ipinden urganına etkileneceğimiz günleri, ayları ve uzun uzun yılları yaşayacağız adına müzakere süreci denilen bu süreçte. ‘Sonunda kazanan mı, kaybeden mi yoksa, yılları boşa geçmiş orta yerde kalakalmış mı?’ olacağız, kim bilebilir. Kapkara bir tablo da değil belki ve üstelik zorunluluğumuzda değil, diye düşünebiliriz. Vazgeçmek, dönmek, başka yönelmelere adapte olabilmek, söylemek, yazmak kadar da kolay belki. Ama hiç aklımızdan çıkmamalıdır ki neredeyse, aradaki uzun kesilmelere rağmen 60 yıllık bir uğraş bu. Bugüne kadar ki kazanımları bile çok önemli. Onlarında sonuna giderek inanmaya başladıkları, Ortak Anayasa, ortak para problemleri yüzünden zor ve güç günler geçirmelerine rağmen inatla sarıldıkları bu bölgesel birliğe girsekte girmesekte çağdaş yaşam adına bünyemize katacağımız sosyal ve ekonomik birçok kazancımız olacaktır. Bilgili ve bilinçli olmak, uyum sıkıntısı yaşamadan yumuşak geçişler yapabilmek çokta önemlisi AB Programlarına uygun projelerle bugün 500 milyon EURO olup yarınlarda daha büyük rakamlara ulaşacak hibe ve kredileri kullanmak zorundayız. O yüzden geniş kitlelerle bunu tartışıp, fikir alışverişinde bulunmak kısacası katılım ve paylaşımı arttırarak sürdürmek gerekir. Aşağıda açıklayacağımız ulusal ve yerel gerekçeler ışığında gücü ve imkânı bulabilen her kuruluş veya birkaç ortak kuruluş AB ile ilgili profesyonel veya gönüllü bir yapılanma kurulmalıdır diye düşünüyoruz.
AYDIN BELEDİYESİ AVRUPA BİRLİĞİ BİLGİLENDİRME, UYUM VE PROJELER KOORDİNASYON MERKEZİ (ABBUP)
KURULUŞ GEREKÇESİ
ULUSAL GENEL GEREKÇE Hızla gelişen ve yaygınlaşan bilgi ve iletişim teknolojilerinin de katkısıyla küreselleşme, ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerini önemli ölçüde etkilemektedir.
Geçen on yılda, uluslar arası sermayenin öngörülenin ötesinde hareketlilik göstererek gelişmekte olan ülkelere yönelmesi, gelişmekte olan ülkelerin küresel ortamda rekabetçi ortamlarını sürdürebilmeleri ve güçlendirebilmeleri sonucunu ortaya çıkartmıştır. Uluslar arası sermaye ülke seçerken o ülkenin büyümesini verimlilik artışına dayamış olup olmadığına, yeni mukayeseli üstünlük alanları yaratıp yaratmadıklarına bakmaktadır. Böylelikle yenilikçiliğe önem verilmesi, bilim ve teknoloji kapasitesinin artırılması, beşeri sermayenin geliştirilmesi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin bir biçimde kullanılabilmesi büyük önem taşır hale gelmiştir.
Küreselleşmeyle bir arada yaşanan bölgeselleşmenin önemli bir örneğini oluşturan AB 2004 Mayıs ayından bugüne 25 üyeli bir hale gelmiştir. Bulgaristan ve Romanya’ dan sonra Türkiye, Hırvatistan ve Makedonya katılımlarıyla Avrupa’nın bölgeselleşme süreci büyük ölçüde tamamlanmış olacaktır.
Küreselleşme süreci, ayrıca yerel dinamiklerin doğrudan etkileyerek, yerel ve bölgesel kalkınma açısından yeni şartlar ve fırsatlar ortaya çıkarmaktadır. Küresel ve rekabet koşulları altında kendileri birer rekabet birimine dönüşen şehirler ve bölgeler dinamiklerini ve potansiyellerini değerlendiren uygun stratejiler çerçevesinde ve bütün kesimleri kalkınma sürecine katan iyi yönetişim modellerini hayata geçirerek daha hızlı bir gelişme eğilimi yakalama şansına sahip olmuşlardır.
Avrupa ülkelerinin uzun vadeli ekonomik ve sosyal gelişme hedeflerini ortaya koyan Lizbon stratejisinde (2000) ‘AB’ nin daha çok ve daha iyi iş olanağının ve daha geniş bir sosyal uyumun yarabileceği, Dünya’ nın en rekabetçi ve en dinamik bölge ekonomisine dönüşmesi’ öngörülmekteydi. 2004 ayı Mart ayına gelindiğinde, bu amaca dönük olarak sağlanan gelişmelerin yeterli olmadığı görülmüş ve strateji yeniden formüle edilmiştir. ‘Yeni yaklaşımda büyüme ve iş yaratma’ AB’ nin yolun ve öncelikli hedefi olmaya devam ederken üye ülkelerdeki reform uygulamalarında ulusal inisiyatif ve sahiplenmenin güçlendirilmesi öngörülmektedir.
Türkiye’nin AB’ye üyelik hedefi doğrultusunda Kopenhagen siyasi kriterlerine uyum düzeyinin yükseltilmesi, ekonomik kriterlere uyum sağlaması ve 35 başlık altında toplanan AB müktesebatına ilişkin müzakereleri başarıyla tamamlayarak topluluk öngörüsüne yaklaşması hedeflenmektedir.
Müktesebata uyum süreci, ülke öncelikleri ve imkanları dikkate alınarak aşamalandırılacak ve bütüncül bir strateji çerçevesinde yönlendirilecektir. Ülkenin mali imkanlarını, özel kesimin rekabet gücünü, istihdamı ve bölgesel gelişmeyi, çevreyi ve sosyal dengeyi gözeten bir yaklaşım ile geçiş süreci tamamlanacaktır.
Üyelik sürecinin toplumsal bir gelişim ve dönüşümü amaçlayan ve tüm toplumu etkileyecek bir olgu olması sebebiyle şeffaf ve katılımcı bir anlayışla gelişmesi gerekir. Bu kapsamda işçi ve işveren kuruluşlarıyla diğer STK’ ların, kamu kesimiyle çok yönlü iletişim ve işbirliği içinde üyelik sürecine aktif olarak katılmaları ve katkıda bulunmaları sağlanmalıdır.
Bu anlamda AB ile ilgili her konuda halkımızın bilgilendirilmesi, katılım sürecinin gerekliliklerine hazırlanması, her düzeyde etkili bir iletişim stratejisinin geliştirilerek uygulanması yanında Ulusal kaynaklar ve katılım sürecinin kolaylaştırmayı hedefleyen AB mali yardımlarının ülkemizin AB ortalamalarını yakalaması için kullanılması, katılım öncesi fonlarının Yerel ve Bölgesel kalkınma için yönlendirilmesi merkezi idari yapılanmanın yanı sıra yerel idari yapılanmanın tamamlanması ile gerçekleşebilecektir.
Bu ulusal genel gerekçe hükmünden hareketle Bölgesel ve bizi fazlaca ilgilendiren Yerel İdari Yapılanmanın gerekçelerini şöyle açıklayabiliriz.
YEREL GENEL GEREKÇE 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren ülkemizin AB’ ne adaylık statüsünün kabulü ile başlayan müzakere sürecinde 35 ana başlıkta ikili görüşmeler yapılacağı malumdur.
Uzun sürmesi çok muhtemel bir süreçte bugüne değin yapılmış tüm yapısal ve yasal düzenlemelerden çok daha fazla düzenleme yapılacak, başta kamu yönetimimiz dahil hemen her konuda radikal, devrim niteliğinde değişim ve gelişmeler yaşanacaktır. Dolayısıyla belki de çok kısa zamanda çok farklı uygulamalar ile karşı karşıya kalacağız.
Bu yüzden Genç Cumhuriyetimizin katılımcı demokrasi, insan hakları, bilim ve teknolojiden daha fazla istifade etme gibi güncel konularda en önemlisi ekonomik konularda çağdaş ulusların ve ortak olacağımız AB ülkelerinin yaşayanlarının gerisinde kalmaması, adaptasyon ve uyum sorunu yaşamaması için süreç sırasında bilgilendirilmeleri, aydınlatılmaları şarttır.
Çok kapsamlı ve bir o kadar da karışık AB programlarının günü gününe takip edilerek, her an taze ve sıcak bilgiye sahibi olmanın mutat işleriyle meşgul olan birçok yöneticinin boyunu da aştığı gerçeğinden hareketle böylesi önemli bir konuda ayrıca teşkilatlanmak gereği yadsınamaz.
Hepimizin bildiği gibi sadece 2006 yılında ülkemizin AB fonlarından kullanabileceği toplam kaynak miktarı 500 milyon EURO’ dur.
Bir büyük kısmını kullanamadığımız bu miktarın bundan böyle yıllar itibarıyla giderek artacağını söylemek bir kehanet sayılmaz.
Ayrıca AB programına uygun çok sayıda projeler üretilmekte olması, kredi ve hibe başvurularının da günden güne arttığı göz önünde bulunursa bu şekilde yurdumuz içinde de sıkı bir rekabetin oluşacağı kaçınılmazdır.
Bu sebepte sosyal içerik yanında yine ekonomik anlamda da bir yeterli teşkilatlanma gereğini vurgulamaktadır.
Mevzuatı takip eden, gündemi yakalayan ve sahip olduğu kaynakların formatına uygun projelerle değerlendirilmesini sağlayan yönetimler yerel ve bölgesel kalkınmayı daha erken gerçekleştireceklerdir.
İlimizin avantajlarının kalkınma ve insanımızın refahının arttırılması yönünde kullanılması için bugünden başlatılacak çabaların, yukarıda belirttiğimiz rekabet ortamında sağlam bir şekilde yer almamızı sağlayacağı kesindir.
AB’ne üye ve aday birçok ülkede genel ve yerel yönetim kuruluşları bünyesinde bulunan AB Projeleri Koordinasyon Merkezlerinin gerek müzakere sürecinde gerekse üyelik sonrası fonların kullanımında kurumsallaştıkları göze çarpmaktadır.
Bu merkezin Belediyemiz bünyesinde kurulması, şuanda değişik kurum ve kuruluşlar tarafında yapılan proje faaliyetlerinin koordinasyonu, izlenmesi ve sahip bulunulan deneyim ve bilginin ilgili kurumlara aktarılmasını sağlayarak, bizimde içinde yer aldığımız daha etkin ve verimli proje üretimine katkı sağlayacaktır.
Ayrıca yerel yönetim olarak süreçte ilimizin sorunlarının çözümünde ufuklar ötelenecek, iyi ilişkiler neticesinde uygulamalarımıza ortak, deneyim ve tecrübe aktarımı sağlanabilecektir.
Bugüne kadar fonlardan istifade etmemiş olmamız ileride de faydalanmayacağımız manası taşımaz hatta bu fonların ileride mutlaka bir gereklilik olacağını, bir kaynak olarak kullanılacağını şimdiden kabul etmek zorundayız.
AB sürecinde halkıyla kamu ve sivil kurum ve kuruluşlarıyla, özel sektörü ile her şeyin farkında olarak tüm hazırlıklarını tamamlamış bir il olmak Aydınımıza yakışan şık bir tavırdır.
Yönetimimizce kurulması uygun görülen ve Ağustos Meclisimizce onaylanarak yürürlüğe girecek ofisin ekli yönerge dahilinde faydalı hizmetlere vesile olacağını biliyorum. |