Kalkınma Ajansları Hakkında PDF Yazdır E-posta
Dünyanın gelmekte olduğu noktada halkın yaşam standartlarını yükseltecek, kalıcı ve sürdürülebilir refah ortamlarını yaratacak birçok düzenlemenin yapılmakta olduğu ülkemizde Ocak 2006 ayı itibarıyla bir yeni oluşumla karşı karşıyayız. Bu yeni düzenlemeyle öncelikli, kamu kesimi, özel kesim ve STK’lar arasında işbirliğini geliştirerek, mevcut kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlayarak, yerel aktörler arası sinerjiyi yaratarak yerel ekonomik aktifliği arttırmak, ulusal kalkınma planı ve programlarında öngörülen ve genel politikalarla uyumlu olarak bölgeler arası farklılıkları azaltarak, bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, sürdürülebilir ve kalıcı kılmak üzere 5449 sayılı kanunla KALKINMA AJANSLARININ KURULUŞU’na ait esas ve usuller belirtilmiştir.
Bilindiği gibi bugüne kadar kaynakların merkezden dağılımı, bir yandan gereksiz ve verimsiz yatırımların yapılması yoluyla kaynak kullanımında israfa neden olurken, aynı zamanda bölgeler ve iller arasında gelişmişlik farklılıklarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Kaynakların yerinde ve daha etkin kullanılarak iller ve bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılmaya çalışılması, öncelikli yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, Devlet Planlama Teşkilatımızın ulusal düzeyde koordinasyonuyla sorumlu olduğu Ajanslar bu kanun ile;

- Yerel yönetimlerin planlama çalışmalarına destek vermek,
- Devlet Planlama Teşkilatı koordinasyonunda bölge plan ve programlarının uygulanmasını sağlayıcı faaliyet ve projelere destek olmak, süreci izlemek, değerlendirmek,
- Kırsal ve yerel kalkınma ilgili kapasitenin arttırılmasına, geliştirilmesine katkıda bulunmak, bu manadaki projelere destek sağlamak,
- Bölgede yürütülen tüm kesimlere ait diğer projelere katkıda bulunup, izlemek,
- Yerel aktörler arası işbirliklerini geliştirmek,
- Bölgesel gelişmeye yönelik iç ve dış kaynaklı fonlardan yapılan tahsisleri uygun olarak kullanmak, kullanılmalarını sağlamak,
- Bölgede ARGE, ÜRGE ve Eğitim çalışmalarına destek vermek, yönlendirmek, araştırmalar yapmak,
- Bölgenin iş ve yatırım imkânlarının ulusal ve uluslar arası anlamda tanıtımını yapmak,
- Bölgedeki Resmi ve Sivil tüm kesimlerin izin ve ruhsat işlemlerini mevzuata uygun süre içinde sonuçlandırmak, yeknesaklık sağlamak,
- Küçük ve orta ölçekli işletmelerle yeni girişimcilere destek vermek,
- Türkiye’nin katıldığı ikili ve çok taraflı uluslar arası programlara ilişkin tanıtım yapmak, projeler geliştirmek, projelere katkı sağlamak,
şeklinde görev ve yetkilere haiz kılınmışlardır.

Ajanslar;

1- Bölgedeki gelişme hedefine yönelik olarak; bölgedeki kamu kurum ve kuruluşları, özel kesim, STK’lar, Üniversiteler ve yerel yönetimler arasında işbirliğini geliştirmek ve Ajansı yönlendirmek üzere oluşturulmuş en fazla 100 üyeden oluşan ve Ajans yönetimine yıllık faaliyet ve iç denetim raporlarını değerlendirerek bölgenin sorunlarına ve çözüm önerilerine, tanıtımına, potansiyeline ve önceliklerine dair önerilerde bulunacak KALKINMA KURULU,

2- Birden fazla ilden oluşan bölgelerde, İl Valileri, Büyükşehir veya Merkez Belediye Başkanları, İl Genel Meclisi Başkanları ve her ilden bir kişi olmak kaydıyla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlarından oluşan; Başkanlığını Ajans Merkez Valisinin yaptığı, Yıllık Çalışma Programı hazırlayıp DPT onayına sunan, ihtiyaçlara göre yıl içinde bütçeyi revize edebilen, Altı aylık ve yıllık faaliyet raporlarını DPT’ye gönderen, onayladığı ajans bütçesini idare eden, Genel Sekreterlikçe önerilen program, proje ve faaliyetlere destekleri belirleyen, kişi ve kurumlara yapılacak yardımları kararlaştıran YÖNETİM KURULU,

3- Ajansın icra organı görevini yapan, yönetim kararlarının uygulayıcısı, Ajansın işlerliği için gerekli bütçelemeyi ve dağıtımı organize eden, projelere geliştirme anlamında katkı koyan, teklif edilen projeleri inceleyerek uygun bulduklarını Yönetim Kuruluna sunan, Ajansın insan kaynakları yöneticisi, Yönetim Kurulu adına ajansı her yerde ve her toplantıda temsil edebilen Yönetim Kurulunca kendisine devredilen yetkileri kullanan GENEL SEKRETER,

4- Bölge illerinde yönetim kurulu kararı ile biri koordinatör olmak üzere en fazla 5 uzmandan oluşan; Bölge illerinde , özel kesimdeki yatırımcıların kamu kurum ve kuruluşlarının yetki alanlarına giren ve ruhsat işlemleri ile diğer idari iş ve işlemlerini mevzuata uygun biçimde zamanında sonuçlandıran, yatırımları izleyen, yatırımcılara bilgi ve yön gösterme yönünde yardımcı olan YATIRIM DESTEK OFİSİ,

gibi bir teşkilat yapısına sahip olarak çalışacaklardır.

Ajansların, genel bütçeden ayrılan katkıdan, AB ve diğer uluslar arası fonlardan, faaliyet gelirleri kaleminden, Sanayi ve Ticaret Odası ile Belediye katkılarından, toplanan bağış ve yardımlardan oluşan gelirleri olacaktır.

Ayrıca ajanslar kanunun uygulanmasıyla ilgili iş ve işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.

Ocak 2006 ayı itibariyle Meclisimizden çıkan bu kanunun; uzun yıllardır eleştirilen bölgesel farklılıkların giderilmesi, sanayileşme, ihtisaslaşma ve en önemlisi gelir dağılımını dengeleyici göçü önleyici ve istihdam arttırıcı sonuçlar ortaya çıkarması en büyük dileğimizdir.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız kanunun yayımından sonra yaptığımız araştırmalarda ajansların kurulmasının gerekliliğini yadsımayan ama; Türk Kamu İdaresi yönünden uygunluğunun tartışıldığı, bölgesel kalkınmada desteklenecek projelerin tespitinde AB normları doğrultusunda yerinden yönetim uygulamasının hakim kılınacağı bir planlama anlayışının ne denli başarılı olabileceği, bir adım ötede bu ajansların kuruluşunun ulusal değil Dünya Bankası gibi kurumların makro, zorunlu ve sek törel kalkınma planlaması konusundaki taahhüdümüzü geciktirdiğimiz için bir dayatma ile karşı karşıya kalındığından yasallaştırıldığı gibi özel eleştirilerin uzun süredir dile getirilmekte olduğunu gördük.

Hatta konunun, AB bütçesinden yararlanma fantezisine kurban edilen Türkiye’deki planlama kurulunun AB projelerinin dağıtımında havuz görevi yapan etkisiz bir kurum haline geldiği, bununda dramatik bir sonuç olduğunu savunan, bütüncül olmayan, parçacı nitelikli, bölge ve proje planlamasına ağırlık veren stratejik planlama anlayışıyla hazırlanmış birçok plan ve proje ihtiva eden ulusal kalkınma planı (?) neticesine kadar gideceğini belirleyen marjinal fikirlerle de tanışmış olduk.

Yine “ B.M. ikiz sözleşmenin kabulüyle Türkiye’nin üniter yapısına, merkezi yönetiminin gücüne darbe vurulmuştur. Bu ulus devletin yerine kurulacak yeni idari yapılanmanın hukuksal ve siyasi zeminini hazırlamıştır. Kurulacak bölge kalkınma ajansları da federal örgütlenmenin ekonomik, siyasi ve idari altyapısının hazırlanmasında ilk adımdır. Bu sayede kendi bölgesinde ekonomik kaynakların idaresinde yetki sahibi, yabancı şirketlerle istediği antlaşmaları yapan, kamu görevlisi istihdam eden ve bunları yaparken devletin kaynaklarını kullanan yerel birimler, daha doğrusu yerel beylikler oluşacaktır. Bu da federasyondan başka anlama gelmez. Etnik temelde bölünme yasallaştırılmıştır.” diyen siyasi temelli eleştirileri de öğrendik.

Konunun uzmanlar, taraflar ve siyasiler tarafından uzun süredir işleniyor olmasında mutlak yarar vardır diye düşünüyoruz.

Zaten Dünya’da ve özellikle AB düzeyinde çok önemli temel farklılıklar sebebiyle bu uygulamanın bir prototipi, bir modeli mevcut değil görünüyor. Çoğunlukla ajanslar devlet tarafından kuruluyor, bölgesel stratejilerin ulusal stratejileri tamamlayıcı nitelikte olmasına özen gösteriliyor, zaten bu hususta 5449 sayılı kanunun amaç ve kapsam başlıklı 1.maddesinde aynen yazılmış.

Günümüz dünyasında üretim sistemlerinde buna kaynaklık eden, yeni sisteme temel görevi gören teknolojide olağanüstü hızlı, köklü ve yaygın değişim yaşanmaktadır. Bilgi ve teknolojide yerel ve ulusal boyutlar çoktan açılmış, sınırsızlık hatta bölgeler boyutunda işbirlikleri hâkim olmuştur.

Bölgesel ve kıtasal birlikteliklerin bir öndekine yetişme veya yaratılan rekabete uyumları sonucunda da diğer bölgeler ve uluslar arasında sosyal, ekonomik farklılıklar gözlenmekte, yoksulluk, işsizlik ve sosyal yaşam kültüründeki erozyon artmaktadır.

Bilgi ve bilişim teknolojileri, üretim teknolojileri hızla gelişip, değişiyorken artan acımasız rekabet ortamı ülkelerin ve vatandaşlarının refahını arttırmak, genel ve ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere devletlerin yeni yapılanmalar içine girmesini zorunlu kılıyor ve yeniden yapılanmalar gerçekleşiyor.

Ancak tüm bu gelişmelere rağmen gerek ülkeler arası ve gerekse ülkelerin farklı bölgeleri arasındaki gelişmişlik farklılıklarının giderilmiş olduğundan da söz edemiyoruz.

Bu anlamdaki çabaların en başında Bölge Kalkınma Ajanslarının bölgesel stratejilerin ulusal stratejilerle uyumlu uygulamaları gelmelidir. Yani ajanslar her türlü siyasi kaygıya rağmen işlevselliklerini sürdürebilmelidirler. Varılmak istenilen hedefe en kısa zamanda ulaşması, ajansların etkin ve verimli kullanılması işbirliği ve koordinasyonun sağlanması, bölgesel ve yere düzeyde stratejik planlarının yerel paydaş ve aktörlerin katkılarıyla hazırlanması ve uygulanması, çağdaş ve uygulanabilir destek unsurlarının geliştirilmesiyle mümkün olabilecektir.
Türkiye’de makro ekonomik göstergelerdeki iyileşmelerin tüm yurt sathına aynı ölçüde yansımasını sağlamak amacıyla, bölgelerin hatta illerin genel karakteristiklerinin göz önünde bulundurulduğu, katılımın geniş tutulduğu uygulamalar yapılmalıdır. Valilerin başkanlık edeceği ajans yönetimlerinin devlet desteğini gösteren bu şekli güçlerini kullanırlarken çok titiz ve özenli çalışmaları gerekmekte, toplumun her kesiminin görüş ve düşüncelerinden istifade etmeleri başarının en önemli ön şartı olarak görülmektedir.

Ülkemizin uzun dönemli temel hedeflerinden birisi; hiç kuşku yok ki milli gelirimizin AB ülkeleri düzeyine ulaştırılması, hem de bölgesel farklılıkların en aza indirilmesi olmalıdır. Ayrıca devletin kural koyan, denetleyen bir görev üstlendiği yeniden yapılanmada şu ilkeler;

- Bölgesel ve yerel ihtiyaçları göz önünde bulunduran,
- Bölgelerin rekabetçi potansiyelini ve stratejik niteliklerini ön plana çıkaran,
- Kaynakları, fon ve hibeleri bu nitelikleri dikkate alarak dağıtan,
- Şeffaf, denetlenebilir, katılımcı, etik ve etkin yönetişi ilkelerine sadık ve özerk,
- Yerel aktörler arası sinerjiyi tesis etmiş,
- Özel sektörü asla yadsımayan hatta yönetici ve yönlendirici olarak içinde bulunduğu,
kurulacak ajansların özellikleri olmalıdır.

Geçmişin aksine bölge ve belde halkına her konuda daha yakın olan, ihtiyaçları en hassas biçimde belirlemiş plan ve projeler tespit edilerek uygulanmalıdır. İsraf ve gereksizlik dikkate alınmalı rasyonel davranılmalıdır.

Yukarıda zikredilen kısmen katıldığımız dışımızdaki görüşlere ek olarak belirtmeye çalıştığımız bu görüşlerimizin özeti; kanun hassas bir biçimde uygulanırsa bölgesel ve yerel özellikler göz ardı edilmezse, özel sektör işin içine yönetici ve yönlendirici olarak katılırsa, ajanslar teknopark bilimselliği ile donatılırsa, siyasi tercihler yerine sürdürülebilirlik benimsenirse ve bence en önemlisi şu günlerde nedensiz gündemden çekilen Kamu Yönetimi Temel Yasası’nın ve tamamlayıcısı birçok yasanın çıkarılmasıyla Kalkınma Ajansları zaman içerisinde birer başarılı kurum haline geleceklerdir.
Bu konuda yaratılan toplumsal uzlaşmanın zedelenmemesini sağlamak iktidara düşmektedir.

Mehmet KÜÇÜKYUMUK
Başkan Danışmanı / Halkla İlişkiler Yönetmeni
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

KAYNAKLAR:
- 5449 sayılı Kanun
- Mehmet Bedri Gültekin (Bölge Kalkınma Ajansları)
- Doç Dr. Alkan Soyak (Ertelenen 9. Kalkınma Planı ve Türkiye’de Planlamanın Geleceği üzerine bir not)
- Dünya Kalkınma Ajansları Konferansı Kapanış Bildirgesi.




Reddit!Del.icio.us!Google!Live!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!FeedMeLinks!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 
< Önceki   Sonraki >