Vizyon ile Yönetim PDF Yazdır E-posta
Bir şehir, sadece birkaç yıl içinde uzun yıllardır yerleşmiş ve kabullendirilmiş yaşam biçimi, ulaşım, şehir planlaması, altyapı ve yerel ekonomi anlamındaki tüm görüş ve beklentilerini tümden değiştirilebilir mi?
Bir şehrin üzerine giydirilmiş renksiz, sessiz, sakin, durağan, emekliler kenti imajını; sürdürülebilir, çağdaş ve özellikle her alanda aktif, genç ve dinamik, renkli coşkulu, katılımın ön planda tutulduğu heyecanlı bir şehir imajıyla değiştirmek kolay mı?

Misyonsuzluk ve vizyonsuzluktan çıkıp gelecek onlarca yılın sürdürülebilir, etkin iddialı vizyonunu benimseyerek topyekün bir devinim, değişim ve gelişim içerisinde bir dinamizm kazanılabilir mi?

Umutsuzluk ve çaresizliği-yoksunluk ve yoksulluğu kabullenmişlikten; tüm yerel aktörlerin yerel kaynaklarla olağan üstü motivasyon içerisinde harekete geçirilmesi, stratejik hedefleri planlayarak kitle olarak eyleme başlanılması, kısa sürede çok büyük mesafeler kat edilmesi kısaca devrim diye nitelendirilebilecek bu süreci yaşaması-yaşayabilmesi mümkün mü?

Bugün hoşnut, mutlu, sağlıklı ve esenlik içinde bir yaşama adapte olmuş, işbirliği ve katılıma, paylaşmaya her an hazır, kendisiyle, çevresiyle ve yaşamla barışık bu insan kitlesinin; daha birkaç yıl önce kaderci, iletişimden yoksun, inaktif, sorumsuz bir grup olduğunu söyleseler inanmak olası mı?

Evet, bunların hepsi olmuştur ve giderekte boyutlanarak hayata geçmektedir.

Aydın şehri, bundan yaklaşık beş sene evveline kadar maalesef yapılan ilkel ve kötü tercih nedeniyle adeta bir huzurevi ataletine sürüklenmiş, sessiz-hareketsiz bir emekliler şehri haline getirilmişti. Aydın’da bütün değerler değer kaybetmeye devam ederken, bu eksik ve özürlü hal hiçbir dinamizm içermediğinden huzur ve barış ortamı şeklinde değerlendirilmek hatasına düşülmüştü.

Halbuki gelinen nokta da sürekli, kalifiye olmayan, eğitimsiz, üstelik sermayeden yoksun insan göçü alıp, sermaye ve en önemlisi eğitimli, yetişmiş, kaliteli emek ve beyin göçü veren Aydın giderek müdahale edilemez ve geleceği vahim olaylara gebe bir şehir haline gelmekteydi.

Şehrimiz geçmiş yıllarda yaşanmış siyasi fakat özellikle ekonomik güçsüzlükten kaynaklanan krizlerden, genele bakarak biraz daha fazla etkilenmiş daha önce az bilinen yoksunluk ve yoksulluk baş edilemez boyutlara yükselmişti. Özellikle kriz döneminde küçük, durağan ve az aktif olan sermayesi değer yitirmiş, işsizlik, yetememe, yetinememe büyümüştü.

Sosyal yaşamdaki sorunlar çeşitlenmiş, artmış; güven hisleri yerini güvensizlik ve duyarsızlıkla değiştirmişti. Halk arasında yatay iletişim ağları kopmuş, her insan kendine dahi yetemeyen bir yalnız insan haline gelmişti.

Eskilerin anlatımıyla “On dönüm bostan,yan gel Osman” diye hicvedilen gerçek yaşamda ne baş edilecek on dönüm arazi ne de üzerinde yatılacak yatak-döşek kalmıştı.

Bırakın genel siyasete; yerel siyasete dahi duyarsız; söyleyecek sözünü esirgeyen, varı-yoku ezilmeyi artık kader kabul eden, kurum ve kuruluşlarında uzlaşı adına hiçbir kırıntı bulunmayan ve artık akıl dahi üretemeyen insanların şehri olmak durumuna gelmişti Aydın.

Tetbir üretmek adına gerçek tespitler yapılmamış, onca doğal avantaj değerlendirilmediğinden neredeyse dezavantaja dönüşmüş, yaşam kalitesi düşmüş, stres ve sinir insanları ve ortamı germiş bir haldeydi o günlerde şehrimiz.

Dünya gelişip değişiyorken hemen her ortamda insan odaklı sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir çevre programları uygulanırken, en önemlisi yerel kaynakları yerel aktörlerle aktif hale getirerek yerelleşme adıyla bir devinim başlamışken, bu şehri bu durumda bırakmaya gönlü asla razı olmayan Yerel Yönetimimiz, bu yeni hareketin başlatılmasında patronluğa değil; yol ve yön gösterici, ön açıcı, fırsat ve olanak yaratıcı bir liderliğe girişmiştir.

İlk aşamada ilimizde bulunan Resmi ve Sivil tüm Kurum ve Kuruluşlarla bir araya gelinerek daha önce her sebeple olursa olsun atılmış, yakılmış köprüler onarılmış, yeni baştan Aydın sevdası ön yargısı dışında hiçbir özel, siyasi beklenti gözetilmeksizin ilişkilere girişilmiş, Aydın adına uzlaşı sağlanmıştır. Bu sosyal uzlaşı örgütlü ve örgütsüz halk kitlelerini de kapsayacak biçimde genişletilmiş, demokratik, katılımcı ve paylaşımcı; bu ilkeleri deklare eden olumlu bir yeni döngü tesis edilmiştir.

Yönetim olarak ilimize dair misyon ve vizyon tespitinde; yine büyük katılımla belirlenmiş SWOT analizleri göz önünde bulundurularak, genel ve temel ilkeler ışığında uygulanabilir ve asla gerçekleri yadsımayan, uçuk ve ütopik olmayan belirlemeler yapılmıştır.

Hazırlanan Stratejik Planda ana hedeflerin başına Yerelleşme olgusunun tüm etkin kurallarını işletebilecek sürdürülebilir yerel kalkınma hedefi konulmuştur. Bu sayede yerel aktörlerin yerel kaynakları optimum kullanarak başarıya ulaşacakları bir yol haritası çizilmiştir.

Biliyoruz ki; sürdürülebilir yerel kalkınma hamlesi, çağdaş kentsel alt yapıların tamamlanmasını, dengeli ve sürdürülebilir bir ekosistemin kurulmasını, çevrenin korunmasını ve kollanmasını da olmazsa olmazları kabul etmektedir. Dolayısıyla şehrimizde sosyal yaşantının tekrar belli bir düzene girmesi ve kurallarının yeniden işler hale gelmesinde kentimizin böylesi bir cazibe merkezi olabilmesi gerçeği de göz ardı edilmemiştir.

Yerel aktörler harekete geçirilirken, mutabakata varılmış“Aktif ve Çağdaş Aydın “diye kısaca özetlenebilecek vizyon hedeflerine yönelik yönlendirme teşvik edilmiş ve bunun gereği olarak ta aktif bir Ortak Girişimcilik önerilerek yasal tüm imkanlar çerçevesinde bu güç birliği hareketlerine öncülük edilmiştir.

Kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını teminen ve çağdaş kentsel altyapıda herhangi bir eksik kalmaması için, atıl kaynaklarda devreye sokularak; tamamlama, yenileme ve inşa etme faaliyetlerine girişilmiş, çevre düzeni ve planlamasına öncelik verilerek fiziki müdahalelerle yeni yeşil alan ve rekreasyon olanları düzenlemeleri yapılmıştır.

Altyapı ve çevreye ilişkin bu düzenlemeler şehrimizde yaşamakta olan her kesimden insanımızın şehirlerine, mahalle ve sokaklarına yeniden sahip çıkma, farkına varma dolayısıyla da moral ve motivasyonlarına olumlu etki yapmıştır.
Bu yapılanma aynı zamanda kentimizde yatay iletişim kanallarına işlerlik katmış, vatandaşlık ve hemşeri olma bilinci tetiklenmiştir. Toplu yaşam, katılma ve paylaşma bunlar sayesinde de koruyup, kollama sezi ve eylemleri çoğalmıştır.

Belediyeciliğin teknik güçlülüğü yanında Sosyal Belediyecilik gerekleri de uygulanırken sektörler arası işbirlikleri kurulmuş, paydaşlık kavramı yüceltilmiştir.

“Ait olmaktan öte sahip olma“duyguları kamçılanmış, bu anlamda sağlanan sosyal birliktelikler şehir yaşantısına hareketlilik, aktiflik getirmiştir.

Kültür, sanat etkinliklerine verilen önem; temelinde birlikte bir şeyler yapabilmenin coşkusunu yaratmış, yine sosyal hayata canlılık katmıştır.

Fiziki çevrede yapılan düzenlemeler dışında katı atık ve sıvı atıkların çevreye zarar vermeden bertaraflarını sağlayan çağdaş tesisler, şehrimizde yaşayan insanların yaşadıkları çevreye olan güvenlerini perçinlemiş, sağlıklı bir ortamda sorunsuz yaşabilmenin güven ve hazzını yaşatmıştır.

Giderek artan çevre memnuniyeti yanında, yaşayanların ve gelecek nesillerin sağlıklarına Yönetimimizce verilen önem idrak edilmiş bu da moral faktörler yanında, haklı bir yüksek çevre bilincinin doğmasına sebep olmuştur. Bu ise bu anlamda yapılacak çabalara katılım ve maliyetlerdeki düşüşü temin etmiştir.

Kaynakların; sosyal uzlaşı ortamında yaratılan ortak akıl sayesinde, katılım ve paylaşım esaslı bir düzen içerisinde, açık ve şeffaf bir biçimde ve Aydın menfaatleri gözetilerek ve halk odaklı kullanılıp-yönlendiriliyor olması da bu çabalarla hedeflenen vizyona ulaşmadaki engelleri ortadan kaldırıldığı gibi, gidilmek gereken yolu da kısaltmıştır.

Buraya kadar başlangıçta sorduğumuz birkaç sorunun cevaplarının Aydın için neden olumlu olduğunu anlattık. Yani artık Aydın bundan beş yıl öncesine kadarkinden çok daha farklı bir şehir.

Çağdaş ve Aktif bir şehir olma vizyonuna ulaşmada çok mesafeler kat edildi. En önemlisi artık Aydın renksizliği, sessizliği, hareketsizliği geride bırakmış, geleceğine, yarınlarına güvenli; sorunlarının giderek çözüldüğüne ve çözüleceğine inanan, esenlik içinde uzun ve sağlıklı yaşamayı hedefleyen, hiç sorunsuz değil ama en azından ümitli ve mutlu insanların yaşadığı bir şehir.

Bu başarı hep beraber yakalandı, zaten hep demiyor muyuz “birlikte olunca her şey mümkün…”


Mehmet KÜÇÜKYUMUK
Belediye Başkan Danışmanı - Halkla İlişkiler Yönetmeni
Ekim 2007





Reddit!Del.icio.us!Google!Live!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!FeedMeLinks!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 
< Önceki   Sonraki >