Bir Teknik Gezi İzlenimi - ALMANYA PDF Yazdır E-posta
13 Aralık 2005 günü bizleri davet eden Becker-Gedusch firmasının ilgililerince Hamburg’ta karşılandık, firma yetkililerinin düzenlediği çok yoğun program dahilinde derhal 1800’lü yıllardan bu yana yoğun ticaretin yapıldığı antrepo ve depoların bulunduğu bölgeye geçtik.

Hamburg Almanya’nın ikinci büyük endüstri kenti olup, 10 milyondan fazla nüfusu ile de her şeye rağmen yemyeşil bir yerleşim alanı. Ticaret alanında Becker firmasınca yapılan yenileştirme ve düzenleme projesinin uygulamalarını gezdik. Yabancı firmaların çok fazla sayıda olduğu bölgede geçmişle çelişmeyen çok eski binaları asla kullanım dışı bırakmayan aksine bugünle dün arasında her anlamda estetik ve kullanım açısından birliktelik sağlayan çok kapsamlı bir proje uygulanıyor. Eskinin sıvasız tuğla binaları restore edilirken yeni binalarda da sıvasız tuğla kullanılarak tarihi görüntü korunuyor.

Hamburg ithalat-ihracat, tersaneler, rafineriler, sivil havacılık, telekomünikasyon alanında yoğun sektörlerin yerleşim yeri dolayısıyla ekonomik yaşam çok canlı, bunu gözlemlemek çok kolay.

Daha sonra Roiner Abicht firmasına ait lokanta ve kafe şeklinde düzenlenmiş gemiyle dünyanın sayılı limanı olan Hamburg Limanında geziye çıktık. Limanın yoğunluğu ve hareketliliği muhteşem, bu bölge 250 bin civarında insana iş sağlayan ve kentin hemen hemen 75 km2’lik bir alanını kapsıyor. Rotterdam Limanından sonra dünyanın ikinci büyük konteynır limanı. Gözünüzün alabildiği her noktada sayamayacağınız kadar dev vinç ve üst üste dizilmiş konteynırlar yükleme ve boşaltma yapan ticari gemiler var.

Tersane bölümünde her boyda ticari ve lüks gemi ve yat inşa edilen sayısız Dok’lar birer dev fabrika görüntüsünde.

Bu ticari alanın hemen bittiği bölgede başlayan Elbe nehri kıyısında sıralı evlerin, evden ziyade birer küçük malikanenin ve yeşil alanların, parkların, ormanlık alanların görüntüleri göz kamaştırıcı. Hamburg şehrinin tamı tamamına %40’dan fazlası tarım alanı, yeşil alan, park, koru ve orman alanı imiş.

Güne böylesi ilginç başlamışken verilen arada yediğimiz domates ve balık çorbasının lezzetini de çok beğendiğimizi söylemeliyim.

Daha önceki gezilerde de olduğu gibi yaşadığımız tek ve en büyük sorun içme suyu ve tuvaletlerin durumu…

Havanın saat 16.00’larda iyice karardığı Hamburg’dan kalacağımız ve yaklaşık 80km mesafedeki Worpswede kasabasına doğru yola çıktık.

Epeyce geç saatlerde vardığımız Worpswede’de ağaçların içinde iki eski binadan oluşan otele vardığımızda otel yöneticisi 28 odalı bu küçük butik otelde sadece 4 odada sigara içildiğini diğer odalarda ve ayrılmış bölümler dışında sigara içmenin çok yüksek para cezası gerektirdiğini ikaz ediyor.

Odalar birer tarihi mekan şeklinde düzenlenmiş çalışma masası, koltuk, sandalyeler orijinaline çok yakın birer yeni tasarım ama çok etkileyici. 80 km yol geldiğimize değdi doğrusu.

Becker firması hoş geldin yemeğini bu bölgenin 1900’ün başlarında tren istasyonu iken sonradan tren yolunun yerinin değiştirilmesiyle boşta kalan Worpsweder Bahnhof isimli restoranda düzenlemiş.

Çok özgün ve tadını asla yadırgamadığımız bir yemekten sonra ilk günün yorgunluğunu atmak üzere otele döndük. Taner isimli Kırşehir’li garson arkadaşın yakın ilgisi aklımızda ve gönlümüzde yer ederek.

14 ARALIK 2005

Sabah 09.00’da Worpswede Belediye Başkanı ile randevumuz var. Otelden araçlarımızla Belediyeye giderken Worpswede’nin hiç yeni binası olmadığını, geniş alanlarda ve bahçeler içindeki rahat yerleşimi hemen dikkatimizi çekti.

Asıl mesleği Avukatlık olan ve 1990 yılından bu yana Belediye Başkanlığı yapan Bay Stefan Schwenke heyetimizi 250 yıllık ve At Ahırından bozma Meclis Binası önünde karşıladı. Belediye binası ve Meclis binası yıllar önce bu bölgedeki bir ağanın eviymiş, Belediye satın alıp restore etmiş.

Başkan Stefan hoş geldiniz konuşmasında Worpswede’yi anlattı.

Bu küçük kasaba 77 km2 bir alana yayılmış olmasına rağmen sadece 9500 nüfusu var. Bölgede yeni yapılaşmaya izin verilmiyor, Kentin dışında daha ucuz ve toplu konut özelliği taşıyan bölge imara açılmış.

Altyapı ile ilgili hiçbir problemleri yok. 8 Bölge Belediyesinin kurduğu Belediyeler Birliği kanalıyla bu çevrede altyapı sorunu 1980 yılında tamamen bitirilmiş. Genel hizmetler Birlik kanalıyla özelleştirilmiş, zaten birliğin kendisi de özel sektör statüsünde. Belediyenin İtfaiye Teşkilatı gönüllülerden oluşuyor.

Çöp depolama ve ayrıştırma, Arıtma tesisleri kurulmuş, Bremen’e oradan da Hamburg’a uzanan yaklaşık 80 km bisiklet yolu özellikle tatil günlerinde cıvıl cıvıl olurmuş.

AB yüzünden yeniden yapılanan Kamu Yönetiminin kaynak sıkıntısı olduğunu söyleyen Başkan, yatırımdan ziyade mutat hizmetler ve personel giderlerini karşılayabildiklerini, sosyal ödemelerin bütçelerinin çok büyük bir kısmını teşkil ettiğini söyledi.

Worpswede’nin tarihi ve doğal yapısını hiç bozmadan bugünlere gelmiş olmasının en önemli sebebinin de bu bölgenin sanatçıların yerleşim yeri olması ve sanat galerilerinin çokluğundan kaynaklandığını öğreniyoruz.

Bu bölgeye 1898 yılında ilk sanatçı gelip yerleşmiş, Ressam zamanla Worpswede’ye daha birçok sanatçının gelip yerleşmesini temin etmiş. Worpswede Sanatçılar Birliği kurulmuş. Bugün itibariyle 150 sanat Atölyesinin yanında faal 40 sanat galerisi Worpswede’ye dünyaca bilinen haklı bir ün kazandırmış. Bu sayede turizm geliri çok yüksek.

Belediye Başkanı Aydın’da sanatçılardan bir kısmını ağırlayıp sergi açmalarını sağlayıp sağlayamayacağımızı sorunca çok heyecanlandık. Önümüzdeki yıl böyle bir etkinliğin gerçekleştirilmesini bu manada Kardeş Şehir ilişkileri başlatmak üzere her iki Belediyenin Meclislerinden karar çıkartılması kararlaştırıldı.

Belediye Başkanları kabul sonunda birbirlerine hediyeler verdiler.

Belediyeden ayrılıp Bremen’e hareket edildi. Burada ziyaret edeceğimiz yer OEKO harfleriyle firmalaşmış Abfoll-Service-Osterholz Çöp ayrıştırma, dönüştürme ve imha fabrikası.

Bu fabrika 1970’li yılların ortalarında Çöp Toplama Merkezi olarak kurulmuş. 1998’de teknoloji yenilemesi yapılarak %49’u özelleştirilmiş. Bu ortaklık ile 2009 yılına kadar bütün hizmetleri özel sektörün yapması, en son teknolojinin uygulanması zorunluluğu getirilerek anlaşma yapılmış.

Çevre Belediyelerle yapılan protokol gereği bu Belediyelere ait çöplerde bu merkeze geliyor.

Fabrika’ya gelen çöpler evlerden ayrıştırılmış bir biçimde geldiğinden ilk aşamada kalorisi yüksek çöpler ayrıştırılıyor ve 250mm’nin altında parçalanıyor. Bu maddeler Bremen’in bir başka bölgesindeki Enerji üretilen fabrikaya gönderiliyor.

Bu fabrikada sistem çok basit, kaliteli ürün almaktan ziyade ayrıştırma ve imha amaçlı kurulmuş.

Yaş çöpler bu tesiste ayrıştırılıyor. Bu çöpler eleklerden geçirilerek 40mm büyüklüğünde parçalanıyor, bu sırada daha küçük parçalar elek altına dökülüyor.

Organik madde ihtiva eden bu parçalar fabrikada kırmızı bölüm denilen bölüme alınıyor. Bu bölümde depolanıp bekletilen çöplerden %90 yararlı maddeler ayrıştırılıyor. Üretilen gaz ile çöp yakma işlemi yapılırken, 15000 ton biyolojik depoya alınan çöpün yaklaşık 8500 ton’u kullanılabilir olarak dönüştürülüyor.

Yıllık 60.000 ton kapasiteli bu ilk aşama fabrikası 240.000 nüfusa hizmet veriyor.

Çok basit bir sistemle bu fabrikada çevreye hiçbir zararlı madde atılmadığı gibi ekonomik açıdan da istifade edilebilir ara mamul çıkarılıyor.

Çöplerin evde ayrıştırılıyor olması, teknolojinin yeni olması sebebiyle bu tesis karlı bir işletme ayrıca bölgede sanayileşmeye de öncülük yapıyor. Yatırımcılar bu fabrikaya yakın bölgelerde yatırım yapıyorlar.




15 ARALIK 2005

Bugün gezeceğimiz tesisler çevrede yaşayan 555.000 insana ve ayrıca 400.000 insana eşdeğer kirlenmiş su üreten sanayiye hizmet veren Atık Su Arıtma Tesisleri. (Hause Wesser-Kleiner Rumdgong Uber Die KA Soehausen)

Toplam 30 hektar alana kurulu bu tesislerde 85 kişi çalışıyor.

Bizde yakın bir geçmişte nedensiz olarak kaldırılan Atık Su bedeli ile finanse edilen bu tesisler Belediye’nin kar payı ortağı olarak %25 hissesini elinde bulundurduğu %75 hissesi özel sektöre 30 yıllığına kiralanmış entegre tesislerdir.

Bu tesislerinde modernleştirilme ve işletim projeleri Becker firmasınca yapılmış.

Bizi Tesis Müdürü, Belediye Temsilcisi Mühendis Mayk Lilintoyn bilgilendirdi.

Tesis bu bölgede bulunan 200 pompa vasıtasıyla atık suyun toplandığı bir tesis.

Girişte su ölçüm merkezinde miktarı ölçülen suya kokuyu azaltmak ve çökmeyi temin etmek amacıyla Tuz ve Demirli toz karıştırılıyor.

İlk aşamada çok belirgin yabancı maddeler çökertilerek alınıyor ve yaş çöp olarak çöp fabrikasına gönderiliyor.

Kum toplama merkezi diye adlandırılan bölümde havuzun dibindeki kumlar hava basıncı ile yukarı üfleniyor, önce çökertilip bu şekilde sudan uzaklaştırılan kum daha önceki yıllarda tuz’da ihtiva ettiğinden kışın kar ve buz mücadelesinde kullanılıyormuş ancak organik ayrıştırmaya tabi tutulmayan bu artığın yollara serilmesi yasaklanmış.

Bir şekilde kabaca kumu alınmış atık su; yağ toplama havuzlarına alınıyor. Dinlendirilen suda mevcut yağ ve benzer atık üstte, ağır mamuller havuz dibinde toplanıyor. Dönen aparatlarla yağ ve diğerleri depolanıyor.

Çamurdan bakteri üretmek üzere kullanılan havuzlardan alınan çamurla karıştırılan su içerisindeki öncelikle karbon, nitrat, azot, fosfat temizleniyor.

Çamur havuzlarındaki çamurlardan bakteriler yoluyla üretilen metan gazı depolanıyor. Bu tesislerde 7000 metreküp metan gazı toplanıyor, temizlik merkezi içindeki nemi alınan metan gazı kompresörlerle basıncı arttırılarak yakılıyor ve enerji üretiliyor. Makinenin her birinden 1 megawatt 100Kw enerji üretiliyor, oluşturulan buhar ile ısıtma problemi çözülürken, çıkan hava yine çamur havuzlarına bakteri üretimine yardımcı olmak üzere basılıyor. Dolayısıyla hemen hemen %100 dönüşüm gerçekleştiriliyor.

Son aşamada dinlenme havuzlarında arındırılmış su nehre basılırken, işlem sırasında doyup ağırlaşan bakteriler tekrar bakteri havuzlarına alınıyor.

Tüm bu işlemler sırasında çıkan karbon menşeli ve doygun bakteri çamurları fazlası gemilerle yakılarak enerji üretmek üzere diğer fabrikalara gönderiliyor.

Yine arındırılmış kum, arzu halinde özel şahıs ve arsa ve tarlarına satılıyor.

Sistem uzay merkezini andıran bir kuledeki modern cihazlarla kontrol altında tutuluyor.

Bu tesislerde yılda 10 milyon KW elektrik üretiliyor bu da bu işletmenin ihtiyacı olan elektriğin %50 sini karşılıyor.

Hepimizin çok ilgisini çeken bu tesisler modern dünyanın doğayla barışıklığının bir simgesi gibi. Ancak bizde de uygulanabilmesi için hiç olmazsa su bedeline eşit bir atık su bedeli toplanması şart, iyi yaşamanın sağlıklı yaşlanmanın bedeli olduğuna halkımızı ikna etmek zorundayız.




15 ARALIK 2005

Öğleyin yine yoğun bir program için Bremen’e geçtik.

Üniversite yemekhanesinde yenilen öğle yemeğini takiben BREMEN Birinci TEKNOPARK yönetim binasına geçtik. Bremen’de üç Teknopark var. Bunlar;

1- BITZ
2- GZA
3- TZBN

Bizim ziyaret ettiğimiz 1986 yılında kurulmuş BITZ.

Bize brifing verilecek odada Bremen Eyaleti Eski Ticaret Bakanı- İşadamı Wolfgang Schmidt ve BITZ Merkez Müdürü Jörg Koutzner karşıladı.

1986 yılında Bremen Üniversitesi ilgilileri ve o zaman ki Ticaret Bakanı Schmidt’in bir araya gelerek oluşturmaya başladıkları Teknopark bir cephesi otoyolla, bir bölümü Üniversiteyle ve bir yönü Bremen’in yerleşim alanına irtibatlı 1x1 km’lik bir alanda küçük bir bina olarak kurulmaya başlanılmış.

Zamanın Belediye Başkanının köprü görevi üstlendiği bu oluşumda o günkü Ticaret Bakanı ve işadamı Schmidt, üniversite olarak ta Bremen Üniversitesi irade koymuşlar.

Zaten Teknoparkın tamamındaki esas üç ayak Üniversite + Yerel Yönetim + İş Adamı, Sanayici, temel ilke ise Ekonomi ve Bilimi bir araya getirmek.

Üniversitenin Mühendislik, Teknoloji, Üretim ve Pazarlama Bilimi ana dallarıyla ekonomiyi bir araya getirirken yerel yönetiminde arsa, arazi ve alt yapı manasında katkılarını temin etmek Teknopark oluşumu için olmazsa olmaz şart.

BITZ’de kuruluşunda tahsisi yapılan 1 km2’lik araziden bugün 70 hektarlık bir büyük alana yayılmış durumda.
Kuruluşunda Teknopark’a dahil olan15 firmanın sayısı bugün 107 olmuş.

Üniversite Ekonomiye hizmet ederken başlangıçta yatırımcılara otoyola ve limana yakınlık kıstaslarını önerirken üniversiteyle iç içeliği de vurgulamış. Üretimde kalite önerilirken iş kurmak isteyenlere çevre ve alt yapı problemi olmayan yerler gösterilmiş.

Müşteri talepleri tespit edilerek yatırımlar yönlendirilmiş.

Bu arada Yerel Yönetim tarafından Üniversiteye gelişime müsait geniş alanlar tahsis edilmiş Teknopark’la birlikte Üniversitede büyümüş.

Bu arada bu bölgede öncelikli sektörler belirlenerek Üniversitenin de bu yönde gelişim göstermesi yönünde çalışılmış.

Teknopark oluşturulurken ilk sorulacak soru “ Burada ne yapılabilir? ” sorusu.

Bu hususta tercihler;

1- Çok yönlü Teknoloji Parkı
2- İhtisaslaşmış fazla iş kolu öngörmeyen Teknoloji Parkı şeklinde.


Eğer çok yönlü Teknoloji Parkı oluşturulacaksa mevcut durum tespiti ile gelecek vaat eden iş kolları belirlenmeli, Üniversitenin özellikle Mühendislik bölümleri Teknopark alanı içinde serpiştirilmeli, Teknopark’a yönelen büyük firmaların küçükler üzerindeki baskı ve tehditlerini göz ardı etmeden, Teknopark alanındaki dağılıma özen gösterilmelidir.

İlk çerçeve plan yapılırken bir Endüstri Bölgesi yaratmak yerine cazip yerleşim alanı kıstasları göz önünde bulundurulmuş. Bina yükseklikleri sınırlanmış, ağaçlandırma çalışmalarında, otopark tespitlerinde ve ortak kullanım alanlarında tüm alan eşit muamele görmüş. Dikkat çeken ayrımcı ve taviz içeren yaklaşımlardan kaçınılmış.

Teknopark çok amaçlı sektörlerden oluşturulduğundan sadece Kobi niteliğindeki küçük ve orta boy işletmelere çok fazla davet çıkarılmış, bu arada gelmek isteyen diğer hiçbir kuruluşa da hayır denilmemiş.

BITZ Değişim ve Teknoloji Merkezi olurken binalarında kiracı konumunda bulunan herkese eşit ve uygun hizmetleri ücretsiz vermiş. Üniversite Bilimsel çalışmaları dışında öğrencilerini de sektörlere dağıtarak pratiği olan yetişmiş insan gücü yaratma yolunda mesafe kaydetmiş.

Bugün Bremen de sadece BITZ sayesinde 7000 kişi istihdam edilmiş.

Bremen’in zaman içerisinde başka yerleşim birimlerine kaptırdığı sektörler sebebiyle doğan boşluk, işsizlik problemi Teknopark’ın yönlendirdiği yeni sektör yatırımları ile hasarsız geçiştirilmiş.

Teknopark’ta yer alan sektörleri iki ana başlıkta toplayabiliyoruz.

1- Geleneksel Sanayi Sektörleri
a- Otomobil
b- Gıda
c- Liman İşletmesi

2- Teşvik edilen Sektörler

a- Uçak Sanayi
b- Biyo Teknolojiler
c- Yenilenebilir Enerji

BITZ Teknopark’ın da Geleneksel Sanayi Sektörüne hizmet veriliyor olmakla birlikte ağırlık teşvik edilen sektörlere verilmiş.

Bremen’de Mercedes Otomobil 16.000 istihdamı ile öncü kuruluş, Gıda sektöründe özellikle kahve, çay, Bira, Sigara Üretimi iyi boyutlarda, enteresan bir konuda pamuk üretimi olmamasına karşın Almanya Pamuk Borsası merkezi Bremen. Daha önce çok sayıda işçi istihdam edilen gemi yapım atölyeleri, tersaneler zaman içerisinde Hamburg’u merkez seçtiklerinden kapanmışlar ancak Dünya sıralamasında 4ncü durumda bulunan Dış Ticaret limanı gelişmeye devam etmekte. Dolayısıyla Teknopark bu çok eski yıllara dayanan ve gelişimini kendi içinde kurduğu sistemle temin eden gelenekselleşmiş sektörlere teşvik uygulamamaktadır.

Bremen’de bugünün dünyasında artık lokomotif sektör haline gelmekte olan ve lider kuruluşlar öncülüğünde küçük ve orta büyüklükteki işletmelere de iş verebilen, ARGE’nin çok önem arz ettiği, karlılık oranı çok daha yüksek, istihdam arttırıcı, Uçak, Uzay Teknolojisi, Biyo teknoloji, Alternatif Tıp, Sağlık ve özellikle Yenilenebilir Enerji sektörlerine teşvik uygulamaktadır.

Bremen özellikle önceki paragrafta belirtilen sektörlerde AB Teşvik Bölgesi halindedir.

BITZ bugün artık Bremen Ekonomisi ve iş hayatına getirdiği dinamizm sayesinde ve Üniversitenin uluslar arası manada gelişmişliği ve AB Teşvik bölgesi olarak çok büyük yatırım teşvik avantajları elde etmiş bulunduğundan başlangıçta gelişme adına sarf ettiği enerjisini büyümek ve sürdürülebilirlik adına kullanır hale gelmiştir.

“ Üniversite burada - Şirketler burada, Sen neredesin ” sloganıyla hem yeni yatırımları ve yatırımcıları Bremen’e çekerken, giderek güçlenen ve sektörde lider konumunda bulunan şirketlerinde kalıcılığının süresini uzatma yolunda çok büyük başarılar elde etmektedir.

BITZ’in göze çarpan çok önemli bir özelliği de kısa zamanda parlayıp sönen havai fişek yıldızlarından ziyade uzun süreli olacak gökyüzünde sağlam yer edinmiş yıldızlar yaratmak. BITZ yatırımcıları tamamen bilimsel sebeplerle ikna ederek; zamanından önce ve aniden büyümeler yerine yavaşlatıp, zaman zaman hızlandırarak kurumsallaşmalarını, marka olmalarını temin etmek üzere çalışmaktadır. Bu konuda inisiyatif tamamen Üniversitededir.

BITZ bölgesine yerleşmiş; Sağlık, Çevre, Uçak ve Uzay Teknolojisi, Bilgisayar, Bilişim Teknolojisi ve lojistik firmaların her boyutta kendi ölçeklerinde birbirleriyle ortak büyümelerini temin etmek üzere çalışmaktadır.

Bu teşvik kapsamındaki sektörler için sadece AB’den değil Merkezi Hükümetten de her anlamda yardım ve destek dolayısıyla teşvik alınmış durumda.

Bu somut çalışmalar dışında BITZ, sürekli olarak ARGE çalışmaları yapmakta, yönlendirme, iş adamları ile fikir sahiplerini ve diğer iş adamlarını tanıştırma, karşı karşıya getirme ve bilgilendirme çalışmalarını bilimsel anlamda devam ettirmektedir.

BITZ; Siyasi-Üniversite ve Yatırımcılar arasında kurduğu ve geliştirdiği uzlaşıyı, hedef planları doğrultusunda, tespit edilmiş vizyonunu gerçekleştirme adına bir TEKNOPARK’ın kuruluş ve işlerlikleri anlamında örnek alınacak bir mesafe kaydetmiş olup, kurumsallaşmış çok itibarlı bir kurum haline gelmiş.

Bremen Teknoparkı ile ilgili bilgilendirme toplantısından bir diğeri de Avrupa’nın sayılı Teknoloji Enstitülerinden birisi olan Bremen Üniversitesi Teknoloji Enstitüsünde gerçekleştirildi.

Burada bize bilgileri Uzman Uwe COUNDRUM sundu.

Bizde birkaç yıldır kullanılan İnovasyon kavramının çok sık kullanıldığı bir toplantı oldu bu. O nedenle İnovasyon kelimesini özellikle açıklama gereği duyuyorum.

İnovasyon: Kavram olarak, hem bir süreci (yenilemeyi/yenilenmeyi) hem de bir sonucu (yenilik’i) anlatır.

AB litaratürüne göre, İnovasyon süreç olarak, “bir fikri; pazarlanabilir bir ürün yada hizmete, yeni yada geliştirilmiş bir imalat yada dağıtım yöntemine, yada yeni bir toplumsal hizmet yöntemine dönüştürmeyi ifade eder.

Kısaca İnovasyon kavramı, son düzenlemede, bilim ve teknolojiyi ekonomik yada toplumsal bir faydaya dönüştürmeyi anlatır, diyebiliriz.

Enstitü; Bremen Federal Hükümeti programında ifade bulan yol haritası ve hedeflenen gelecek öngörüsünün (vizyon) İnovasyon planı dahilinde çalışıyor.

Enstitü “Teknoloji ne şeklide gelişecek?” sorusuna cevap ararken;

a- Durum tespiti yaparak bölgedeki teknolojinin bugününü rapor eder, gelecekte ulaşılacak teknolojik seviyeyi belirler,
b- Teknolojinin konumu belirlenir,
c- Teknolojik gelişmeye öncü sektör ve sektörler belirlenir,
d- Bremen’de Teknolojik gelişimin gerçekleştirilebilmesi için Ekonomi-Siyaset ve Üniversite koordinasyonunu yönlendirir,
e- Teknolojik gelişme çalışmaları sırasında sorun yaşamamak adına alt yapının tamamlanmasını temin eder.


Bunların temini için tespit edilen İnovasyon politikası; ekonomi, sanayi ve araştırma politikaları gibi geleneksel politikaları birbirine bağlayan yatay bir politika haline gelmiştir.

Genelde İnovasyon için üç ana yönelim şunlardır.

1- İnovasyonun bir sistem meselesi olduğu gerçeğinden hareketle yeni idari yapıların oluşturulması,

2- İnovasyon ihtiyacının farkında olunmasını sağlamak, bilim(topluluğu), sanayi(kesimi) ve genel kamuoyu arasında yoğun bir iletişimin teşviki,

3- Stratejik bir vizyon geliştirilmesi ve uzun vaatli gelecek için İnovasyon öngörüsünde bulunulması.


Enstitü İnovasyon için;

1- Hangi konularda teknoloji teşvik edilecek,
2- Mevcuda ilave edilebilecek konuların belirlenerek bu konuda politikalar belirlenmesi,
3- Ekonomiyi canlandıracak teknolojilere öncelik verilmesi,

konuların da çalışmaktadır.

En önemli konu teşvik konusu olup teşvik yöntemlerinin tespiti hayati önem taşır.

Bremen Eyaleti Politikası, Üniversite işbirliğiyle 2010 yılına kadar çizilen yol haritasında öncelikli sektörler belirlenmiştir. Bunlar;

- İletişim- Telekomünikasyon-Bilgisayar
- Uçak ve Uzay
- Lojistik
- Çevre
- Sağlık
- Biyoteknoloji
- Sanayi Dizaynı’dır.

2003 yılında Enstitü tarafından bu sektörlerde yapılan araştırmaya göre;

- İletişim-Telekomünikasyon-Bilgisayar sektöründe çok iyi durumda olunmadığı,
- Uçak ve Uzay araştırmaları konusunda sağlam bir altyapı bulunduğu, iyi durumda olduğu,
- Çevre teknolojisinde gerekli bilincin oluştuğu yenilenebilir enerji kullanımında rüzgârdan en iyi şekilde istifade edildiği,
- Biyoteknoloji dolayısıyla Sağlık Teknolojisinde çok geri kalınmış olduğu,
- Sanayi dizaynının gelişmekte olduğu
tespit edilmiştir.

Bu gerçekler ışığında;

a- Belirlenen kuvvetli taraf ile zayıf tarafı ve ümit vaat eden tarafı birleştirip ortalamayı yükseltmek,
b- Çok kısa sürede nerelere gidilebileceğinin tespiti ile vakit geçirmeden eyleme geçmek,
c- Hedef ekonomi ile Bilim bir an önce bir araya getirilerek takviye mekanizmalarını işletmek,
d- İlgilenilmemesi gereken fakat öne çıkarılmış konuları en az hasarla terk etmek,
e- Hizmet sektörlerini öne çıkartarak bilgisayar ve bilişim teknolojilerinin kullanımını arttırmak,
f- Küçük firmaları tek tek değerlendirip bir araya getirerek Dünya ölçülerinde rekabet gücü yüksek birer marka ve güç birlikleri haline getirmek,
g- Sürdürülebilirliği sağlamak, ekonomi ile bilim arasındaki işbirliğini devamlı ve ayrılamaz kılmak,
h- Kapital ve kaynak temini için Merkezi Hükümet desteği ve AB desteği temin etmek,
i- Pazarlama, tanıtım kanallarının geliştirilmesi, öncelikle AB’de ve diğer bütün ortamlarda lobi çalışmaları yaparak inanılır, kalıcı güç sağlamak,
j- ARGE’ye gerektiği kadar önem vererek oluşturulmuş merkezden hizmet dağıtmak,

çalışmaları başlatılmıştır.

Bremen TEKNOPARK (BITZ) Teknoloji Enstitüsünde belirlenmiş vizyon için 2010 yılına dek yapılacak çalışmalar;

1- İletişim sektörünü geliştirmek, Yeni teknoloji alınması, özellikle kablosuz sisteme geçilmesi, eski teknolojinin terk edilerek akıllı teknoloji olarak isimlendirilen teknolojiye geçişi hızlandırmak,

2- Uçak, Uzay, lojistik, çevre, sağlık teknolojileri ayrı ayrı geliştirilirken bilgisayar sistemi ve sistemler arası gelişim ve entegrasyonu sağlamak,

3- Enerji üretiminde tercih edilen rüzgârdan enerji temini teknolojilerinin geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına öncelik vererek teşvikler sağlamak, sanayi haline gelebilecek bir enerji sektörü geliştirmek,

4- Sağlık sektörünün gelecekte ulaşabileceği yüksek seviyelere adaptasyon için geliştirilen tüm teknolojilere ilaveten bu sektörde üretim yapabilecek bilgisayar teknolojileri geliştirmek, uygulamaya geçmek,

5- Bu teşvik edilen sektörlerde sektörler arası ilişkileri geliştirmek, Firmaların birbirleriyle çalışabilmelerini temin etmek, alt ve yan sanayi kuruluşlarını güçlendirici sektör içi ve dışı kaynak ve teşvik yöntemleri geliştirmek,

6- Tüm imkânlar seferber edilerek kaynak yaratmak, ulusal ve uluslar arası lobi çalışmalarına ehemmiyet vermek,

7- ARGE hizmetlerinin geliştirilmesi için merkez oluşturmak, sektörlere Üniversite işbirliğiyle sürekli ARGE desteği tesis etmek,

8- Sanayi-Üniversite işbirliğiyle eğitimli insan gücünü çoğaltmak, kalifikasyonu arttırmak,

Hedeflenen Vizyon için 2010 yılına kadar yapılması programlanan, planlı çalışmalar devam ederken Enstitü Dünya ölçeklerinde arayış ve araştırmalarını yine aralıksız devam ettiriyor, uygulamasında yarar sağlanacağına inanılmış hususlar sürece dahil ediliyor.

Görülüyor ki; Genel anlamda Teknopark kentte yaşayanların refah seviyesini daha üst seviyelere çıkartmak adına ekonomiyi sağlam temeller üzerinde geliştirirken, Kurulu enstitü yine insan odaklı sonuçlar ihtiva edecek teknolojik gelişmeleri hizmete sokarak, yaygınlaştırıyor, yeniden buluşlar yapıyor, deneylerle kalıcı formüller üretiyor.

Bu son toplantıdan sonra yapılan değerlendirme toplantısında aklımda kalan birkaç sonuç sizinde ilginizi çekecektir.

Bugün toplumumuzun birçok kesiminde bilgi ve bilinci tam olarak anlaşılamamış AB uyum yasaları ile mutesabatı, toplumumuza adapte edilerek, özellikle gelecek için katılım ve paylaşımı sağlanmış ülke vizyonu için kullanılırsa, insanımızın refahını arttırmak üzere kaynaklarımızı optimum kullanmaya başlarsak, Siyasileri, Üniversiteyi ve İş Adamlarımızı daha özverili, ortak ve bilimsel çalışmaya katarsak, Teknoparklar, güç birlikleri ve teknoloji Enstitülerini kurup çalışmaya başlarsak gelişen ve değişen dünyanın dışında kalmayarak önlerdeki sıralarda yerimizi alırız.

Doğal kaynakları optimum kullanmak adına; yasalarla desteklenmiş, teşvik sağlanmış Jeotermal kaynaklarımızı, rüzgarı ve çöpü iyi değerlendirirsek Elektrik üretimimiz 8 kat artacak bu sayede sadece bu anlamda Türkiye yılda 12 Milyar Avro kazanç elde eder hale gelecektir. Bunu biz değil Almanya’da bu konularda ihtisaslaşmış değerli bilim adamları söylüyorlar.

Gezimiz çok yoğun fakat çok yararlı geçti diye düşünüyorum. Yaşadığımız beyin fırtınalarının içimizde yarattığı heyecanı anlatmak mümkün değil.

Çalışmak, çalışmak hem de çok çalışıp çok üretmek, yarışmak, koşmak büyük vizyonları gerçekleştirmek adına yapacağımız programları en kısa sürede hayata geçirmek zorundayız.

Mehmet KÜÇÜKYUMUK
Başkan Danışmanı
Halkla İlişkiler Yönetmeni
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır




Reddit!Del.icio.us!Google!Live!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!FeedMeLinks!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 
< Önceki   Sonraki >