|
Bundan evvel ki birçok yazımızda Aydın şehrinin doğal avantajlarını bir ayrıcalık mertebesinde çok iyi değerlendirilemediğini, katma değer yaratmak, işbirliği ve güç birlikleri oluşturmak, marka olmak, AR-GE, ÜRGE ve inovasyon konularında ADÜ’nünde içinde bulunduğu bir yapılaşmanın içine giremediğinden, tartışılan TEKNOPARK oluşumunun konusunun netleşmemesinden velhasıl geleceğe yönelik çağdaş bir yol haritasının açık açık ortaya konmadığından, konamadığından bahsetmiş ve bir uzlaşılmış yerel kalkınma modelinin vakit geçirilmeden tesbitinden ve buna özgü stratejik planlamanın vakit geçirilmeden yapılmasından yana olduğumuzu söylemiştik. Birçok şeyin icraat safhasında olmaması aslında çok şeyinde düşünüldüğü gerçeğini de örtemez ve bunun aksini ifade etmekte haksızlık olur kanaatindeyim. Birçok kesimden bir çok insanın bu konunun geneline dair olmasa bile bölük-pörçük, irili-ufaklı, reel veya ütopik fikirleri olduğunu da biliyorum. Bu yazı da Aydın yerel kalkınmasında tercih edilerek uygulanabilme ihtimali yüksek tarafımızdan önerilen alternatifleri sunacağız.
1- BİLGİ EKONOMİSİ TEMELLİ YEREL KALKINMA MODELİ;
Ulusal anlamda bakıldığında 21 nci yüzyıl Türkiye için sürdürülebilir kalkınmanın öncelikli olduğu birçok yeni ve çağdaş uygulamanın esas alındığı bir ulusal planın yapıldığı kararlılıkla başladı. Ulusal plan incelendiğinde planın ülke gerçeklerinin daha güçlü reel sonuçlara ulaşabilmesi için istikrar ve ısrarı temel almış görülecektir. Her ne kadar tercih edilen metodolojide sistemin oturması için alt yapının çok hızlı bir şekilde geliştirilebilmesi hedefi zor gibi görünse de imkansız değildir.
Yönetim biçiminden kaynak kullanımına kadar Türkiye için uzak olmayan fakat yakın zamana dek uygulanmamış yeni değişimler ve iyileştirmeler gerekmektedir. Yani adaptasyonda zorunlu yeni düzenlemeler çok ivedi bir biçimde gerçekleştirilmelidir. Başarılı olabilmek için bunca geçmiş örneklere bakıldığında her şekilde statükocular ve gelenekselciler tarafından direnç gösterilecek olduğu belli olan bu yeni sistem için bunu uygulamayı tek yol olarak görenlerin daha fazla direnç göstermeleri zorunluluktur. Ulusal anlamda inançlı ve inatçı tavır başarıyı getirecektir. Hiç şüphesiz ulusal anlamda başarı da Bölgesel ve yerel anlamda da aynı inanç ve inadın gösterilmesi şartına bağlıdır. Küresel rekabet avantajlarımızı güçlendirmek, üretkenliğimizi ve kalite standartlarımızı yükseltmek; milli geliri arttırmak ve adil bölüşümünü sağlamak, sürdürülebilir istihdam kanallarını yaratmak, ulusal eğitim ve öğrenim sistemimizi iyileştirmek yani sürdürülebilir bir kalkınma ivmesi yaratmak için bilgi ekonomisine geçmek temel bir koşuldur. Bilgi ekonomisinin dört temel unsuru vardır; Bunlar; 1- Hukuksal alt yapı 2- Sosyal Sermaye (yaratıcı-yetenekli-esnek iş gücü) 3- Rekabete açık, yenilikçi iletişim sektörü 4- Ulusal inovasyon sisteminin ve inovatif iş ortamının yaratılmasıdır. Bu dört temel unsurun işlerlik kazanarak sistemi yüklenmesi için öncelikle siyasi irade ve ulusal uzlaşı kültürü gereklidir. Bu sebeple de en geniş toplumsal temsil yeteneğine sahip; katılımcı ve hukuk devleti ilkelerini uygun; uluslar arası bağlama entegre; genel ekonomik ve insani kalkınma, bilgi ekonomisi ve bilgi toplumu hedefleri etrafında ulusal konsensüs sağlama yeteneğine sahip; toplumun temel dinamiklerini “ortaklıklar” etrafında bir araya getiren; ve konjonktürden etkilenmeyen, hükümetler dahil tüm tarafları bağlayıcı meşruiyete ve yaptırımına sahip bir yapı olan ulusal sözleşmeye ihtiyacımız vardır.
Aslında, Türkiye’de bilgi ekonomisinden kamu yönetiminin yeniden yapılanmasına, demokratikleşmeden kalkınmaya hemen her alanda katılımcı politika ve karar verme ağlarının oluşturulması hayati bir önceliktir. Kurulacak Ağ Yönetişimi; tüm paydaşların çıkar ve sorumluluklarının dengelendiği katılımcı, gayri merkezi ve yatay koordinasyona dayalı demokratik bir ağ yönetişimi olarak bilgi ekonomisinin gelişmesi için en uygun yönetsel model olacaktır. Türkiye’nin bilgi ekonomisine geçiş stratejisi; önceliği insan-yurttaş katılımına veren; “demokratik yönetişim” anlayışı üzerine temellenen; bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin ve akılcı kullanımı yoluyla katılım imkanını, şeffaflığı ve verimliliği arttırmayı amaçlayan; bir yandan AB’ nin e-Avrupa planına entegre, kapsamlı bir e-Türkiye programı, hukuksal, kurumsal ve teknolojik alt yapılarıyla hayata geçirilirken; eş zamanlı bir biçimde, en çok yoksunluk içinde bulunan kesimlere öncelik tanıyarak, tabandan tavana ve yatay koordinasyon içinde bütünsel olarak geliştirilecek, asla merkeziyetçi olmayan, demokratik bir insani, sosyal ve ekonomik kalkınma modeli üzerinde temellenen bir yapı öngörmektedir. Görülmektedir ki; bilgi ekonomisine geçiş ulusal bazda akşamdan sabaha olabilecek bir şey gibi görünmemektedir. Ama bu sistem yukarıda belirttiğimiz temel ilkeleri ve bu ilkelerin ışığında hazırlanan kural, kurum ve kurulları olmaksızın da ulusal da değilse de yerelde başlatılabilir. Onun için yerelde ortaya; yerel aktörlerin katılımıyla sağlanacak konsensüs ile ortak bir amaca, ortak sorumluluk ve dengelenmiş çıkarlara, özellikle karşılıklı güvene dayalı çok paydaşlı bir ortaklık modeli konulmalıdır. Yerelde her vatandaşı, okulu, evi, işyerini ve kamu idarelerini, üniversiteyi doğal olarakta Hükümet dışı güçleri yani STK’ ları dijital ve çevrimiçi ortamda buluşturmak; kaynaklar ve finansal bakımdan ve yeni fikirleri geliştirme yönünden hazırlıklı bir girişimci kültürle desteklenen, bilgisayar okuryazarlığına sahip bir kent yaratmak sosyal katılımı güçlendiren, tüketici güvenliğinin sağlandığı, tüm kenti kapsayan bir sürecin başlatılması lazımdır. SONUÇ; Aydın’ da bu modele geçiş için Yerel Aktörler bir araya gelerek ve her kurum kendi envanterini sunarak; bilgi ekonomisi sisteminin alt yapısına katkısını ortak bir amaç uğruna, ortak sorumluluk, dengeli çıkarlar ile güvene dayalı ve çok paydaşlı bir ortaklık olarak ortaya koymalıdır. Bu geniş katılımlı ve iyi niyetli irade il’de uygulanacak bilgi ekonomisi modelini oluşturacak; temeli de bilginin paylaşımı, toplanması, arşivlenmesi, dolaşımı ve kullanılması olacaktır. Kısaca bu konsensüsün, ortaklığın ve modelin gücü; özgürce dolaşan ve adil bir biçimde paylaşılan bilgi olacaktır. Bu yöntem yerel alt yapısını kurduktan sonra sürdürülebilir yerel ekonomik kalkınmada nitelikli bilgi akışı sebebiyle en kısa sürede katma değer yaratmaya başlayacaktır. Sermayenin, doğal kaynakları güçlerini birleştirmek suretiyle bir değer haline getirmesi sırasında kurulacak “iş evleri” modeli ile istihdam ihtiyaçları belirlenmiş şehrimizde kalifiye insan yetiştirilmesi dolayısıyla eğitim ve öğretimde gerçek planlamalara gidilebilecektir. Yine bu sistem iş ile işsizi buluşturma konusunda da yarar sağlayacaktır. Bu model, kurulacak ağ içerisinde fikirlerin ve buluşların veya ilginç uygulamalarında paylaşımını sağlayacaktır. Bu da özgün uzlaşmalar, bir araya gelmeler sonucunu doğuracaktır. Toplumun her aktif kesiminde zaman kazanılmasını, tekrarların azalmasını sağlarken bu model ile tecrübe ve deneyimlerin de paylaşılması söz konusu olacaktır. Yerelde gücün bilgi temelli kullanılması ilimizin; bölgemizde ve ulusal anlamda rekabet gücünü arttıracak, gelişme ve sürdürülebilir yerel kalkınma ivme kazanacaktır.
2- TEKNOPARK/TEKNOKENT/TEKNOLOJİ PARKI
Teknoparkın standart bir başlangıç büyüklüğü olmadığı için genel kabul gören bir modeli de yoktur. Yukarıdaki model anlatışımızı da merkezinde İnkübatör’ün bulunduğu tipik bir Teknopark olarakta algılamak, yorumlamak mümkündür. Gerçi örnek aldığım Fransa’ da bu model içerisinde Üniversite bulunmadığından konuya Belediye ve Ticaret Odası sahip çıktığından bende hiçbir şekilde bir teknopark oluşumu gibi bakmamıştım. Zaten bu model kurulduğu andan itibaren hizmet üreten bir süreçtir. Uygulandığı yerde bir “iş evi” ve “1000 günde 1000 iş bürosu” ile faaliyetlerini sürdürmektedir. Sıcak bilgi akışının olduğu güncelliği kadar sonuç doğuran bir model olarak dikkatimi çekmiştir. Temeli yine belirttiğim gibi bilgisayar ortamında bilgi paylaşımıdır.
Yerel bazda Ulusal sözleşmeyi beklemeden uygulanabilirliğini bir avantaj olarak gördüğümden bu modeli Aydın için önermeyi düşündüm.
Kaldı ki bu modelin çok kısa bir zamanda uygulamaya geçeceğine olan inancım nedeniyle de tercih edilmesini beklemekteyim. Bu model genişleyen ve yüzde yüz doğru alt yapısıyla Aydın’da çok yönlü teknopark oluşumuna da temel olabilecektir.
Neden teknopark önermek ilk tercihim olmadığına gelince; Teknoparkların uygulama sonuçlarının alınması orta vadeli bir süreç olup daha kuruluşunda çok önemli etkenlerin göz önünde tutulması zorunludur. a- Kuruluş yeri seçimi önem arz eder, b- Çekirdek sermaye temini güçtür, devlet desteği yeterli değildir. Ayrıca ne yerel yönetimlerin ne üniversitelerin bütçe olanakları yeterli gelmemektedir.
Yine girişimcilerin böyle karlılık faktörü sonradan ortaya çıkacak bir yatırım için sermaye koyabilmeleri mümkün görünmemektedir. c- Kısa vade de ele gelir bir sonuç alınamayacak olması da özellikle bizim toplumumuzda cazibesini ve güvenirliğini zedelemektedir. d- Teknoparklara birer iş parkı gibi bakmak önyargısı hakimdir. e- Teknoparkların başarısı süreklilikle ve katılımcılarının performanslarıyla direkt ilişkilidir. İş çevreleri ve üniversitenin verdiği önem, ayırdığı zaman, karşılıklı etkileşim kalitesi öne çıkmaktadır.
Görüldüğü gibi TEKNOPARK, TEKNOKENT hangi isimle olursa olsun, kuruluşundan işlev kazanıp sonuçların alınmasına kadar her anının detaylı bir biçimde tarife muhtaç olduğu bir süreç gerektirir. Oysa başlatılması düşünülen yerel kalkınma hareketinin ise bizce acelesi vardır. Bu bizim teknopark oluşumuna karşı olduğumuz anlamını taşımadığı gibi süreçten de korktuğumuzu anlatmamaktadır. Yani Aydın’ da Yerel Yönetim korumasında, kollamasında ve yardımlarıyla üniversitemiz ve girişimcilerimizin bir araya geldiği Aydın TEKNOPARK’ının hemen kurulması gerektiğini ilk söyleyenlerden biriyiz.
Teknopark oluşturulurken ilk sorulacak soru “Burada ne yapılabilir?” sorusudur. Bu hususta tercihler de kısıtlıdır.
1- Çok yönlü Teknoloji Parkı 2- İhtisaslaşmış fazla iş kolu öngörmeyen Teknopark
Eğer Aydın’ da çok yönlü Teknoloji Parkı kurmayı tercih edersek, mevcut durum tespiti ile gelecek vaat eden iş kollarının belirlenmesi gerekir. Yani çok titiz bir çalışma sonucu Aydın ili SWOT analizi yapılmalıdır. Aynı anda Üniversitemizinde mevcut durumu belirlenirken, daha yeni kurulup Teknopark içinde serpiştirilecek mühendislik dallarının da saptanması gerekmektedir.
Teknoparkın kısa sürede büyük firmaların küçük firmaları kullanıp, yiyip, bitirip attıkları, baskı altında yaşamak zorunda bıraktıkları bir alan olmamasının tedbirleri alınmalıdır. Teknopark alanının cazip bir sanayi bölgesi haline getirmek yerine bu alanda herkesin yararlandığı cazip yerleşim alanı kıstasları öne çıkarılmalıdır.
SONUÇ Aydın gerçeklerine yüzeysel bir yaklaşımla kurulacak teknoparkın tarım ve hayvancılık sektörüyle ilintili olması gerekir diyebiliriz. Yani Aydın’ın tercihi ihtisaslaşmış fazla iş kolu öngörmeyen teknoloji parkı olacaktır. Ayrıca ADÜ’de Kurulu bulunan Ziraat ve Veterinerlik Fakülteleri de bu sektörde gelişimi sağlayacak kapasiteye ulaşmış görünmektedir.
Mevcut durum Aydın Teknopark’ını kısa zamanda faaliyete geçirebilecek bir ışık ve ümit taşımaktadır. Teknoparkın yer seçimi ve alt yapı ihtiyaçlarının karşılanması da uzun zaman almayacak gibi görünmektedir.
Bu sektörlerin ulusal ve uluslar arası rekabet gücünü arttıracak, aynı iş kollarından yan ve yardımcı sektörlerin Aydın’ a gelmesine ve yeni kurulmasına sebep olacak teknoloji parkı kalıcı istihdam yanında geçici de olsa istihdam sorununa çözüm üretecektir.
Kurulacak Teknoloji Parkı ADÜ’ nün Kent Üniversitesi olma yolunu açarken, Aydın Kent Ekonomisinin sürdürülebilirliğine bilimselliği katacaktır.
3- GİRİŞİMCİLİĞİN GELİŞTİRİLMESİ MODELİ Aydın SWOT analizlerine bakıldığında doğal avantajlar yanında eğitim durumuna bağlı kaliteli insan kaynağı, değişim ve gelişime müsait olabilme ayrıcılıkları artılar olarak görülürken, göç dengesinin sağlanamamış olması, yine doğal avantajlardan yeteri ve gereği kadar yararlanamamak, sanayileşememek, Üniversitenin beklenen hızda büyüyememesi, sermaye birliğinin sağlanamamış olması, ulusal ve uluslar arası rekabet koşullarına uyum gösterememe gibi eksiler gözlemlenebilecektir. Eskilerin tabiri ile tüm malzeme tamam iş helva yapmaya kalmış gibi görünse de özellikle yeni işletmelerin yeniliklere ve değişime çok açık olmalarına karşın; eski, aile ve küçük işletme olarak kalmayı kanıksamış işletmelerde tutuculuk ve inelastikiyet görülmektedir. Gelişen ve değişen dünya koşullarında teknolojideki baş döndürücü yenilikler artık izlenip, uygulanabilirlikleri çok kolaylaşmış bir haldedir. Sadece teknolojik yenilenme ve değişimin yeterli olmadığını kabul edersek; üretim, satış, pazarlama vb. sistemlerindeki yenilikleri de takip etmek gerekir diyorsak – ki böyle olmak zorundadır – o zaman kentin dinamiklerinin devreye girmesi şarttır.
Burada kent dinamiklerinden iki şekilde yararlanabilir; 1- Girişimcilik faaliyetlerini eğitim yoluyla geliştirmek, yeniliklere adapte etmek üzere kurs, seminer vb. etkinliklere ağırlık vermek, 2- Gençler ve kadınlar gibi özel grupların girişimciliğe yönlendirmek, yol göstermek, her türlü yardımı yapmak
Burada kent dinamikleri tanımın içine sadece Üniversite ve Meslek Odaları ile doldurmak doğru değildir. Elbette bu modelde öncülük başta Üniversite Meslek Odalarına düşse de kentin ekonomik hayatı içinde öyle veya böyle bir şekilde yer alan ve olacak Hükümet ve hükümet dışı tüm dinamikleri de bu eylemde görevlendirmek gerekir. Bizim bu model de paydaş olmalarında yarar gördüğümüz sektör girişimcilik ve kobi bankacılığı yapmak üzere düzenlemeler içinde olan Bankacılık Sektörüdür.
4 – EV EKSENLİ VEYA FASON ÜRETMEYİ GELİŞTİRME MODELİ;
Çekirdek aile kavramı ile tanımlanan giderek küçülen yeni aile yapımız olduğu iddiasına rağmen hala bir biçimde kalabalık ataerkil aile yapısını muhafaza ettiğimizi ve bununda çoğunluğumuzun yaşam biçimi olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Aydın da bunun böyle olduğunu hane sayısı istatistiklerine bakarak söylemek mümkün. Ayrıca yine aile gelirlerinin kişi başına düşen miktarları da kentimizde bir kişinin çalışıp en az üç kişiye bakmakta olduğunu göstermektedir. Bu da her şeye rağmen Aydın da yoksulluğun birçok kişiyi kapsadığını göstermektedir. Zaten %14’leri bulan işsiz nüfusumuz ve dar istihdam kapasitemiz sebebiyle farklı bir söylem içinde olmak asla reel değildir. Güvencesiz, kayıt dışı istihdam ile yılın belli zamanlarına ait geçici istihdam hali de Aydın’daki yoksulluğun kalıcı çözümü olamamıştır.
Valiliğimize ve Belediyemize ait resmi kayıtlar incelendiğinde görülecektir ki; azımsanmayacak sayıda ihtiyaç sahibi insanımız mevcuttur ve bu azalmak eğilimine dahi değildir.
Ta ki burada göç dengesinin Aydın aleyhine işleyen üstelik durağan hatta yavaş bile sayılmayan aktifliği de önemli bir faktördür.
Kent kalkınmışlığını rakamlarla ifade etmek durumunda kaldığımızda da yoksulluk ve yoksunluk olarak adlandırabildiğimiz tüm dünya ya ait bu gerçek yerelde de önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Adil ve eşite yakın bir paylaşımın olmadığı yerde de yerel kalkınma eyleminin yansımaları da istenen boyutlara ulaşamamaktadır. Çok başarılı bir kalkınma modeli dahi uygulama sonuçlarında kentteki kişisel yoksulluğu, yoksunluğu tamamen ortadan kaldırmıyorsa yani toplam rakamlar kişisel rakamlara kâğıt üzerinde yansımaktan öte gitmiyorsa modelin bir ikinci modelle desteklenmesi şarttır.
İşte burada tarafımızdan önerilecek model; yeni olmayan, hatta çok ilginç uygulamalarını görüp izlediğimiz bir model olacaktır.
Atıl iş gücünü yetenek ve yeterlilikleri ölçüsünde üretime sokan, bir şekilde her boş kişiye bir şey ürettiren bu model tabanının yaygınlığıyla orantılı başarılı olması söz konusu olan bir uygulamadır.
Her yaştan ve cinsiyetten insanın içine sokulacağı bu model kent dinamiklerinin belirleyeceği herhangi birkaç sektör ve iş kolunda faaliyet gösterecektir. Bu modelde esas olan elbette üretilecek tüketim malıdır. Ancak bir pazarlama, satış uzmanının söylediği gibi; asla az üretilen bir mal değildir. Bu uzman şöyle diyor;” bir, beş, yüz, bin adet malı satmak yüz binlerce olan malı satmaktan çok zordur. Onun için üretim sayısı hep en fazla olmalıdır.”
Doğrusu düşündüğümde pazarda yer tutmayan, rekabet edecek sayı ve fiyatı olmayan malı satmak bana da zor geldi ve Çin’in başarısının bir faktörünün de bu olabileceğine aklım yattı. SONUÇ Bu model kurulacak bir merkezden (santral) mahalle bazlı bir yayılma ile (mahalle ofisi) tüm evlerdeki üreticilere uzanan aslında çok kısa bir yol güzergâhında uygulanabilirliği olan bir modeldir.
Önemli olan santralin donanımı ve yeteneklerinin kalitesidir. Ve hemen hemen bütün fonksiyonların iyi işletilmesi de buna yani santralin gücüne bağlıdır. Hedef üretilen emtia ile pazara en yoğun biçimde girebilmektir.
Ev eksenli bu model sürekli ve kaliteli üretim yaparak seçili iş kolunda lider olmak hedefini gerçekleştirerek yerel kalkınmada ana stratejiyi destekleyen, paylaşım ve en fazlada katılım esaslı bir modeldir. Bu uygulama gücünü yaşam sürecinde büyütmek durumunda olan, gelişmeye çok müsait, değişime uygun bir uygulamadır.
5- KÜMELENME MODELİ Dünyada giderek önemli hale gelen yerel ve Bölgesel kalkınma yine yerel ve giderek bölgesel bazda yeni model ve uygulamaların ortaya çıkışına sebep olmaktadır. Bunun bilinen en iyi örneği girişimci – üniversite ve hatta idare işbirliğiyle yaratılmış Teknopark’lardır. Ancak her yerel ve bölgesel konuşlanmanın Teknopark kurabilme avantajı ve ortamı olmayabilir. Belki de sadece bu sebeple yerelde metot arayışları ve uygulamaları sürekli gelişme ve araştırma içindedir.
Bölgeler arası farklılıkların ortaya çıkmasının birçok nedeni vardır. Ancak bir bölgenin diğer bölgelerden hiç olmazsa sadece bir hususta bile önde olması farklılığı yaratan bu bölgeyi öne çıkartan en önemli etkendir.
Tabiatıyla bunun bir adım ötesi rakibi olmayan bir alan ve sektörde tek olabilmektir. O bölge böylece yaratılan bu farkı lehte istediğince özgün kullanılabilir.
Yerelde bir konu da tek olmak caziptir ve çekicidir. Dolayısıyla sizin üstünlüğünüze dair talep olacaktır. Birken birkaç olmak piyasadaki talebi paylaşmak, çoğaldıkça pastadan payı yani üretimi kısarak kümelatif karı düşürecektir. Yerelde içeride artan rekabet zamanla sektör ve alandaki herkesi olumsuz etkileyecek, dolayısıyla bunun ekonomik ve asosyal sonuçları da ortaya çıkacaktır. Genelde birlikte bir küçülme ve daralma yaşanırken daha öncenin avantajı giderek sorun haline gelip dezavantaj haline gelecektir.
O zaman yapılacak ve artık bugün çokça yapılmaya başlayan şey; derhal durum tespiti yaparak, SWOT analizleri yapıldıktan sonra stratejik planlama yoluna gitmektir. Ya geçmiş avantajdan tamamen kopacaksınız ya da, bu hali tekrar avantaj haline getirebilmenin yollarını bulacaksınız.
Vazgeçmiyorsanız yerelde karlılığı sürdürebilmek için rekabet güçlerini iç ve dış kaynakları kullanarak arttırmak zorunluluğu vardır. Yani bir yandan mevcut kaynaklarla daha verimli üretim yaparken, diğer yandan dış kaynaklardan elde edilebilecek farklılıkları bulup bu imkanı yaratmak gerekecektir.
1998 yılından bu yana çok popüler hale gelmiş kümelenme metodu birçok uygulama da kurtarıcı olmuş çok net olumlu sonuçlar alınmıştır. Dünyada ve Türkiye’ de küreselleşme, kümelenme ile ilgili birçok örnek vardır.
Bir ürün ya da hizmetin üretilmesi ile ilgili tarafların coğrafi bir yakınlıkta bir arada bulunmaları koşulu ile birlikte iş yaptıkları ağ yapılarını kümelenme olarak tanımlıyoruz.
Kümelenmeler belirli bir bölgede birbirleri ile ilişkileri bulunan uzman temin edicilerin, hizmet sunucularının (danışmanlık, makinelerin üretimi, araçlar, bankalar vb.) ve ilgili kurumların coğrafi olarak yoğunlaşmaları ile oluşan bölgelerdir.
Kümelenmeler, üretkenliği arttırarak, verimliliği yükseltecek ve yeni ürünlerin oluşmasını sağlayacak yenilikçiliği besleyerek kümelenmeye dahil olan işletmelere rekabet avantajı kazandırır.
Kümelenmeler girdilere sahip olmada bilgiye, teknolojiye üretimde emeği geçen işletmelere erişmede ve gelişimi teşvik etmede avantajlar sağlar. Kümelenmenin üretim maliyetlerinden istihdama, işgücü eğitiminden satış ve pazarlamaya kadar birçok avantajı vardır.
Sektörlerde ve ekonomide güçlü olanların incelenmeleri durumunda başarıların en önemli sırrının bu model olduğu görülür.
SONUÇ İlimiz doğal avantajları sebebiyle sahip olduğu potansiyel içerisinde bir hatta birkaç kümelenme grubu yaratabilecek durumdadır. Yerel aktörlerin bir araya gelerek belirleyecekleri sektörlerde kümelenme modeli ve modelleri üretmek bu çalışmanın da inovasyon amaçlı bir oluşumla desteklenmesi uzun vade de yerel kalkınmanın tüm şartlarıyla gerçekleşmesini sağlayacaktır.
Bu model uzun soluklu bir kuruluş ve koordinasyon süreci gerektirmektedir. Onun için bu model uygulanmasında sabır ve güven en önemli unsurlardır.
SON SÖZ Buraya kadar öngördüğümüz 5 ayrı fakat hemen hemen hepsinin ortak paydaları bulunan modellerden bir veya bir kaçının Aydın’ımızda uygulanabilirliği yadsınamaz. Ancak ortak payda diye belirttiğimiz lokomotif faktör iyi niyetle, kararlı bir biçimde bir araya gelmektir. Yerel Aktörler insanımızın refahı ve iyi yaşaması amaçlı bu çabalar için talimatlarla, zor ve taciz edici tavırlarla hatta yasal olduğunu bilebildikleri için değil gönülden bir araya gelebilmelidirler. Bu hareketin öncülüğü hiç şüphesiz ki çok değerlidir, onur vericidir. Aslında birçok konuda, özellikle Aydın’ımızı ve Aydın’lıları ilgilendiren hemen her hususta ortak akıl üretmek amaçlı bir sosyal uzlaşı içinde bulunan yerel dinamiklerin Kent Konseyi Başkanlığınca dolayısıyla Sayın Başkanın ADÜ Rektörü sıfatını taşıyor olması sebebiyle bir derecede de Üniversitemizce eyleme geçirilmesi şahsımca en uygun başlangıç olacaktır. Bu arada bizim sunmaya çalıştığımız modeller alternatifsiz olmayıp üzerlerinde çalışarak geliştirebilecekleri gibi daha iyi bir model önerilirse değerlendirmeye dahi alınmayabilir.
Mehmet Küçükyumuk AYDIN BELEDİYE BAŞKAN DANIŞMANI İnovasyon Sözlüğü Bu sözlük, Avrupa Komisyonu'nun "Innovation and Technology Transfer" yayınıyla oluşturmaya çalıştığı sözlük başta olmak üzere çeşitli kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır. Bazı terim ve sözcüklerin sık sık karşımıza çıkan İngilizce karşılıkları parantez içinde verilmiştir. • Araştırma tabanı (Research base): Bir ülkenin veya bölgenin sanayisinin yeni bilgiye eriştiği üniversitelerini ve araştırma kurumlarını -akademik bilim ve teknoloji kaynaklarını- tanımlar. • Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge): Bilgi stoğunu ve uygulamalarını artırmak amacıyla sistematik olarak yürütülen yaratıcı çalışmaları ifade eder. Temel araştırma, uygulamalı araştırma ve deneysel geliştirme çalışmaları Ar-Ge kapsamında ele alınan faaliyetlerdir. • Bilgi tabanı (knowlegde base): Belli bir sanayi sektöründeki ilerlemelerin dayandığı bilgilerin toplamını ifade eder. Sadece yazılı (kodlanmış) bilgiyi değil, aynı zamanda yazılı olmayan (kodlanmamış) bilgiyi ve tesis ve ekipmandaki bilgiyi (üretim, kullanım, bakım,...bilgileri) de kapsar. • Bilgi varlığı (knowledge assests): Bir şirketin kâr elde etmek, değer yaratmak, rekabet avantajını ve sürdürülebilir büyümeyi yakalamak için sahip olduğu veya sahip olması gereken, pazar, ürün, teknoloji ve organizasyona ait bilgilerin tamamıdır. • Çekirdek sermaye (Seed capital): Yeni kurulan şirketlere (start-up) kuruluşlarının en erken evresinde, genellikle fizibilite ve pazar araştırması çalışmalarını finanse etmek amacıyla sağlanan kaynaktır. • En iyi uygulama (Best practice): Belli bir alanda kabul gören lider konumundaki kuruluşların başarılarını ve yöntemlerini ifade eder. • Fikri mülkiyet (Intellectual Property-IP): Bir firmanın veya kişinin orjinal icatlarını ve bilgisini tanımlar. • Fikri mülkiyet hakları (Intellectual Property Rights-IPR): Ulusal veya uluslarüstü yetkili bir kurum tarafından, çoğunlukla patent, ticari marka ve endüstriyel tasarım için verilen fikri mülkiyetin özel kullanımı amacıyla tanımlanmış hakları ifade eder. • Girişimcilik eğitimi: Özellikle üniversite öğrencilerini ve araştırmacıları, kendi şirketlerini kurarak yeni bilgiyi ticarileştirmeleri amacıyla eğiten kurslardır. • İnkübatör (kuluçkalık): Yeni firmalara iş destek hizmetlerinin tek elden sağlandığı, genellikle üniversitelerde veya kamu araştırma kuruluşlarında kurulmuş mekanlardır. Sağlanan destek paketinde düşük kira ile ofis temininin yanında altyapı imkanları ile ofis desteklerinin sağlanması yer alır. • İnovasyon Aktarım Merkezleri (İnnovation Relay Centres (IRC)): Avrupa genelinde kurulan, uluslararası teknoloji transferine destek sağlama konusunda uzmanlaşmış teknoloji aracı kuruluşlarıdır. • İnovasyon harcamaları: Ülkemizde de Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından inovasyon yapan firmalara uygulanmakta olan Avrupa Birliği'nin Topluluk İnovasyon Araştırması'nda da (Community Innovation Survey) tanımlandığı şekilde, bir firmanın inovasyon harcamaları şu kalemlerden oluşur: Firma içinde yapılan Ar-Ge; dışarıya yaptırılan Ar-Ge; ürün ve süreç inovasyonuyla bağlantılı makina ve ekipman; patent, lisans, endüstriyel tasarım ve eğitim alımı; inovasyonun pazarlanması ile ilgili harcamalar. • İnovasyon Merkezi: Genellikle inkübatör ile eş anlamlı olarak kullanılır; ancak, yüksek teknoloji şirketlerininin kuruluşlarından başlayarak inübötörlere göre çok daha uzun süre çatısı altında barındırır. Bir inovasyon merkezi, üniversite ve araştırma kurumlarından ayrılarak kurulmuş küçük şirketlere de ev sahipliği yapar. (Kaynak: UK Science Park Association) • İnovasyon Sistemi: İnovasyon faaliyetini destekleyen yerel, bölgesel veya ulusal ortamı ifade eder. Sistemde, firmaların yanısıra araştırmacılar, inovasyon finansmanı sağlayıcılar, iş destek hizmetleri ve programları, ve tüm bu bileşenlerin etkileştiği ağlar yeralır. • İnovasyon: Yeni bilginin ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürülmesidir (Diğer tanımlar için tıklayınız). • İnovasyonun finansmanı: Yeni kurulan yüksek teknoloji firmalara (start-up) büyümelerinin ilk evrelerinde sağlanan tüm finansman kaynaklarını ifade eder. Finansman, çekirdek sermaye fonlarından, gayri resmi yatırımcılardan (girişimcinin arkadaşları, ailesi ve iş melekleri), bankalardan ve risk sermayesi fonlarından sağlanır. • İnovasyonun yönetişimi: Paydaşların (sanayi, tüketici, kamu yetkilileri, araştırmacılar) inovasyon politikasının tasarımı, uygulanması ve değerlendirilmesi sürecine dahil edilmesiyle ilgili çalışma ve faaliyetleri ifade eder.. • İş Melekleri (Business angels): Yüksek risk ve yüksek büyüme potansiyeli içeren firmalara kuruluşlarının çok erken bir döneminde yatırım yapan özel bir yatırımcı tipidir. İş meleklerinin kendileri de genellikle başarılı girişimcilerdir ve yatırım yaptıkları firmalarda iş konusunda sürekli danışmanlık yaparak ve yol göstererek değer yaratırlar. • Kıyaslama (Benchmarking): Performansın, gelişme amaçlı hedeflerin konmasıyla en iyi uygulamalarla karşılaştırılarak ölçülmesidir. ( Kıyaslama, firmalar tarafından örneğin kendi sektörlerindeki iş süreçlerine uygulanarak yapılır; veya ulusal ya da bölgesel politika yapıcılar tarafından, örneğin yeni teknolojiye dayalı firmaların kurulması için sağlanan desteklerin karşılaştırılması ile gerçekleştirilir.)
• Küme (Cluster): Yoğun bir etkileşim ile inovasyon faaliyetlerinin teşvik edilmesi amacıyla tasarlanan, belli bir bölge ve sektörde faaliyet gösteren büyük şirketler, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, üniversiteler ve/veya kamu araştırma kurumlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş gruplardır. • Lineer inovasyon modeli: Belli teknolojilerin üniversitelerden ve araştırma kurumlarından sanayiye transferini içeren fazlasıyla basitleştirilmiş (ve genellikle tercih edilmeyen) inovasyon yaklaşımıdır. Bu modelin yerini artık "sistemik inovasyon modeli" almıştır. • Maddi olmayan/gayri maddi/elle tutulamayan varlıklar (Intangible assests): Bir firmanın, çalışanları, çalışanlarının becerileri, bilgileri ve yaratıcılıklarından oluşan gerçek değerleridir. Bilgiye dayalı ekonomide temel zenginlik ve değer kaynaklarıdır. • Ömürboyu eğitim (Lifelong learning): Firmalarda gerçekleştirilen eğitimler de dahil olmak üzere sürekli eğitimi ifade eder. Yeni teknolojilerin özümsenmesini hızlandıran önemli bir araçtır. • Örtük/Yazılı olmayan bilgi (Tacit knowledge): Henüz yazılı hale getirilmemiş, araştırmacıların ve şirket sahiplerinin/yöneticilerinin ve çalışanlarının sahip olduğu bilgiyi tanımlar. • Risk Sermayesi (Venture capital): Yüksek riskli, yüksek getirisi olan yatırımları tanımlar. Risk sermayesi fonları, yeni teknolojiye dayalı firmaların hızla büyümesi için gerekli bir araçtır. • "Start-up": Yeni kurulmuş şirketleri tanımlar. • "Spin-off/Spin-out": Bir üniversitenin veya kurumsal araştırma ekibinin bilgi ve becerilerini ticarileştirmek amacıyla kurulmuş yeni bir şirkettir. • Sistemik inovasyon modeli: İnovasyonun, pekçok kişi, kurum ve ortamda karmaşık ve sürekli bir etkileşim sonucu gerçekleştiği gerçeğini temel alan yeni inovasyon yaklaşımını ifade eder. Ar-Ge artık inovasyonun "kaynağı" olarak görülmemekte, ancak inovasyon için gerekli pekçok öğeden biri olarak algılanmaktadır. • Teknoloji değerlendirmesi (Technology Audit): Bir firmanın teknoloji varlığını ve gereksinimini değerlendirmek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. • Teknoloji tabanlı firma (Technology-based firm): Sadece yüksek teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren firmaları değil, aynı zamanda geleneksel imalat sanayi sektörlerinde ve hizmet sektöründe teknolojiyi kullanan firmaları tanımlar. • Teknoloji Transferi: Kuruluşlar arasında teknolojinin ve bilginin lisans alımı, pazarlama anlaşmaları, ortak geliştirme anlaşmaları, eğitim veya personel değişimi yoluyla transferini ifade eder. • Teknoloji Vadisi (Technology Valley): Belli bir alandaki sanayi ve araştırma faaliyetinin oluşturduğu kritik kütlenin inovasyon temelli kendi kendine sürüdürülebilir bir ekonomik gelişmeye dönüştüğü, ulusal veya bölgesel bir politika ile desteklenen geniş ölçekli bir kümeyi (cluster) ifade eder. Silikon vadisi, teknoloji vadisine klasik bir örnektir. • Teknopark/Bilim Parkı/Teknopol/Araştırma Parkı (Technopark/Science Park/Technopole/Research Park): Ana amacı, hizmet sağladığı şirketlerde ve bilgi-tabanlı kuruluşlarda inovasyon kültürünü yaymak ve rekabet güçlerini artırarak bulundukları bölgenin refah düzeyini yükseltmek olan, konusunda uzman profesyoneller tarafından yönetilen yapılardır. Bir teknopark, bu amaca ulaşabilmek için üniversiteler, Ar-Ge kurumları, şirketler ve pazar arasındakı bilgi ve teknoloji akışını harekete geçirip yönetir; inkübatörler ve "spin-off"lara destekler sağlamak yoluyla inovasyona dayalı şirketlerin kurulmasını ve büyümesini teşvik eder; ve yüksek kaliteli çalışma alanı ve imkanlarıyla katma değeri yüksek hizmetler sunar. (Kaynak: International Association of Science Parks) • Ticarileştirme (commercialization/exploitation): Araştırma projelerinin sonuçlarının, araştırmacıların kendileri veya diğer bir geliştirici grubu (girişimci, firma, vb) tarafından pazarlanabilir ürün veya hizmetlere dönüştürüldüğü süreçtir. • Yeni Teknolojiye Dayalı Firmalar (New technology-based firms-NTBF): Elektronik, yazılım ve biyoteknoloji gibi alanlarda faaliyet gösteren, kısa süre önce büyük firmalardan veya büyük araştırma merkezlerinden ayrılarak kurulmuş küçük firmalardır. • Yenilikçi firma: Ülkemizde de Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından inovasyon yapan firmalara uygulanmakta olan Avrupa Birliği'nin Topluluk İnovasyon Araştırması'nda da (Community Innovation Survey) tanımlandığı şekilde, faaliyetinin son üç yılında, yeni veya gelişkin ürün, süreç veya hizmetler geliştirmiş ve pazara sürmüş firmaları ifade eder.
|